Bıçak Sanatı - Forum

Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #260 : 21 Ocak 2015, 00:36:58 »
Belki bir çoğunuz biliyordur ama doğada yaşam dendiğinde aklıma ilk gelen isimdir serdar kılıç programlarını (doğadaki insan,doğada tek başına) çok izledim kendini tamamen bu eğitime adamış bir insan idolümdür ;) izlemeyenlere ilk bölümden başlamalarını tavsiye ederim ben şahsım adına çok şey öğrendim ateş yakmaktan barınak yapımına bir çok şey.
http://serdarkilic.com.tr/
Merhaba,
Eğer uygun zamanda gerçekleşirse Serdar KILIÇ ile doğda yaşam adı altında toplanacağız.Zaman ve mekan belli değil ileriki zamanlarda belli olacak. Bu sitenin varlığından da bahseder ve buradaki gelmek isteyen arkadaşlar ile birlikte bıçakçılı üzerine bir kampı konuşabilirim. Kesin olur diyemiyorum sadece denerim.Gelmek isteyen olur diye düşünüyorum.
Ben  serdar abiyi pek severim tanışıklığımız yok ama kendisi her hususta örnek aldığım kişilik, karakter, bilgi ve beceriye sahip. Uygun ortam olursa tanışıp sohbet etmeyi çok isterim. Hatta şu an ısıl işlemde olan m390 bushcraft bıçağımı ona hediye etmek niyetiyle yaptım ve ısıl işlem sonrası tamamlıcam kısmetse. E tanımadan nasıl vereceksin bıçağı dersiniz şimdi :) bakalım kısmet buluruz bir yolunu inşallah.
Ben de hayranıyım, yukarıda tam ifade edememiş olabilirim. Yanlış anlaşılmasın. ;)
İyi ki Serdar Hoca var, sayesinde birçok insan alışveriş merkezi gezmek yerine doğa yürüyüşüne çıkıyor veya kamp yapıyor.
Yeri gelmişken,
Ben de sık sık oğlumla kampa gitmeye çalışırım. Belki havalar biraz düzelince (çocuklar hasta olmasın), Ankara civarındaki bıçak tutkunları ile "babalar ve evlatları" şeklinde bir kamp planlayabiliriz. 8)
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #261 : 21 Ocak 2015, 01:06:30 »
Siz ayıyı pek dert etmiyorsunuz onu anladım aslında ama hep kafamı kurcalayan bir sorudur. Aç bir ayı veya kurt ta olabilir barınaktan ziyade gece çadıra saldırma ihtimali var mıdır?
Şimdi bu soruya "evet" veya "hayır" diye bir cevap vermek çok zor.
İstanbul'a inen ve boğazı yüzerek geçen domuzları düşünün. Kim inanırdı değil mi böyle bir şey olacağına?
Doğada her şey mümkündür. "Ayı saldırmaz, kurt saldırır, tilki çalar, yılan zehirlidir" vb. kurallara bağlamak doğayı anlamamaktan kaynaklanır bence.
Ben ayıyla da kurtla da karşılaştım arazide. Ben onlara saldırmadım, onlarda bana. Ama kaç köy bekçisinin veya çobanın gece yürürken üzerime ateş açtığını söylesem inanamazsınız. Her canlının içinde, hayatta kalma içgüdüsü vardır. Türkiye'de "balta girmemiş" diye tabir edilen, veya "insan eli değmemiş" diyebileceğimiz yer neredeyse yoktur. Bizim ülkemizde yaşayan hayvanların "insanı yeterince tanıdığı" gibi bir varsayım yapabiliriz. İnsanı tanıyan hayvanların genelde uzak duracağı gibi bir kanaatım var. Her zaman doğru çıkacağı gibi bir iddiam ise hayatta olamaz. Tabii ki istisnalar vardır. Aç hayvan ölmek yerine saldırmayı seçebilir. Yavrusu olan hayvan, yavrusunu korumak için saldırabilir. Köşeye sıkışan, kaçış yolu bulamayan hayvan kurtulmak için saldırabilir. Örnekler çoğaltılabilir.
Ama inanın evet veya hayır demek yerine, şartları değerlendirmeliyiz demeyi tercih ederim. Bolu dağlarına kışın sonlarına doğru çıkmışsınız. Hayatta kalma savaşının en kızgın olduğu dönemde, eee, tabii ki nasıl bir risk alacağınızı bilerek ve hazırlıklı olarak çıkmalısınız.
Benim saldırısına maruz kaldığım en korkunç hayvanı söylememe müsaade edin; fare... Evet, fare...
Gülebilirsiniz, ama acayip haz etmediğim bir hayvandır. Kısaca şöyle; her taraf fare kaynıyordu ve en az yavru kedi büyüklüğündeydiler. Orası neresi diyecek olursanız, bir adaydı. Adalarda çok dengesiz bir hayvan kitlesi ile karşılaşabilirsiniz. Günü bir şekilde geçirdik. Gece oldu, Çantada domates vardı, ezilmiş, suyu ekmeğe akmış, mayalı ekmek bütün gün asitli domates suyuyla, sıcak havada kaynaşmışlar birbirlerine. Çantadan çıkartmamızla, etrafı kaplayan kokuyu siz tahmin edin. Allahtan yenmeyecek durumda değildi, veya biz çok açtık. Bir taraftan farelerle savaşırken, bir taraftan da ekmek domates yiyen üç kafadardık. İnanmazsınız ama meydan muharebesi gibiydi.
eskiden dalışta yapardım. Bizim sularımızda da devasa olmasa da köpekbalığı vardır. 1-1,5 metre uzunlukta köpekbalıklarıyla karşılaştım. Gerçi su altında tahmin edilen ebatlar her zaman yanıltıcı olabilir ama, öyle çok küçükte değillerdi. Hiç saldıran olmadı bana. Yeri gelmişken bu resim bence çok güzel bir insan-doğa ilişkisinin tasviridir.



« Son Düzenleme: 21 Ocak 2015, 01:13:53 Gönderen: Kutsal »
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #262 : 21 Ocak 2015, 01:15:35 »
Ne kaldı,
Çatı,
Baca,
Kapı.

Müsaade ederseniz onları sonra yazayım :)
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #263 : 21 Ocak 2015, 08:31:58 »
Aklıma geldi,
Hayatı idame kitinize bir de Japon yapıştırıcı koymayı unutmayın.
Açık yaraya dikiş atmanın en kolay yoludur.
Parçalı yaralanmalarda iyilesince iz kalacağını unutmayın.
Düz Kesiklerde, tam denk getirirseniz iz kalma ihtimali düşer.
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

emin albayrak

  • *****
  • 3909
  • Meslek: grafik tasarımcı - 1979
  • Yer: istanbul / üsküdar
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #264 : 21 Ocak 2015, 11:34:14 »
Bülnt abi verdiğin bilgiler için teşekkür ederim. gayet detaylı ve açıklayıcı olmuş. fakat yazdıklarına baktığımda olası senaryolara göre değişkenlerin çok fazla olduğunu çok sık tekrar ediyorsun ve bu sebeple de şu durumda en uygunu budur gibi bir "sonuca" varamıyoruz. bu işin hamuru böyle anlaşılan. fakat temel prensipler olarak sıralanabilecek hususlar da vardır mutlaka bu barınak yeri seçimine. tamamen örnek olması için söylüyorum, bazıları hiçbir bilgiye dayanmıyor: mesela su kaynağının hemen yanına değil, yaklaşık 40-50 metre uzağına barınak kurulmalı. veya barınağın giriş kapısı çok büyük değil, bel seviyesinden aşağı olmalı. barınaktan dışarı çıkmadan dışarıyı görebilecek bir boşluk avantaj sağlar. barınak kapısı tehdidin gelmesi muhtemel yöne değil, zıttına konuşlandırılıp kamufle edilmeli. çalı çırpıyla kamufle edilmiş bir barınak, yeri izi belli olan turuncu bir çadırdan daha fazla risk taşıyabilir vahşi hayvanlar açısından. gibi... istisnaları olsa da Türkiye şartlarında dikkat edilmesi gereken temel ipuçları yok mudur?

bir de şunu hep merak etmişimdir. sabaha kadar orta kıvamda yanacak olan bir ateş, vahşi hayvanların (kurt, çakal, domuz, ayı, yılan gibi...) ilgisini çekip kamp alanına davet mi eder, yoksa insan varlığından haberdar edip uzak mı tutar? ateş yanarken vahşi hayvan yaklaşmaz gibi bişiyler okumuştum çocukken sanırım. o bilgiyi teyit etmeye ihtiyacım var :)
testinin içinde ne varsa, dışına da o sızar...

www.instagram.com/mim_emin/

FATİH OUTDOOR TEAM

  • ***
  • 373
  • Meslek: Pas bizim işimiz.KTL
  • Yer: istanbul
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #265 : 21 Ocak 2015, 22:57:04 »
Aklıma geldi,
Hayatı idame kitinize bir de Japon yapıştırıcı koymayı unutmayın.
Açık yaraya dikiş atmanın en kolay yoludur.
Parçalı yaralanmalarda iyilesince iz kalacağını unutmayın.
Düz Kesiklerde, tam denk getirirseniz iz kalma ihtimali düşer.
Merhaba Üstadım,
Japon yapıştırıcısını defalarca kullandım fakat daha pratik bir ürün var eczanelerde ben artık onu kullanıyorum incelemenizi tavsiye ederim EPİGLU DOKU YAPIŞTIRICISI Fiyatı 15 TL gibi . Dezenfekte özelliği de var.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #266 : 22 Ocak 2015, 05:32:23 »
Aklıma geldi,
Hayatı idame kitinize bir de Japon yapıştırıcı koymayı unutmayın.
Açık yaraya dikiş atmanın en kolay yoludur.
Parçalı yaralanmalarda iyilesince iz kalacağını unutmayın.
Düz Kesiklerde, tam denk getirirseniz iz kalma ihtimali düşer.
Merhaba Üstadım,
Japon yapıştırıcısını defalarca kullandım fakat daha pratik bir ürün var eczanelerde ben artık onu kullanıyorum incelemenizi tavsiye ederim EPİGLU DOKU YAPIŞTIRICISI Fiyatı 15 TL gibi . Dezenfekte özelliği de var.
:)
Bilgi için teşekkürler. :2up
Ben bunu bilmiyordum. Denemek lazım.
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #267 : 27 Ocak 2015, 03:16:20 »
Emin Ustam,
Epeydir cevap yazamadım, yazmak için geniş bir zaman kolladım. kusura bakmayın. Şimdi dilim döndüğünce devam edeyim.

.... yazdıklarına baktığımda olası senaryolara göre değişkenlerin çok fazla olduğunu çok sık tekrar ediyorsun ve bu sebeple de şu durumda en uygunu budur gibi bir "sonuca" varamıyoruz. bu işin hamuru böyle anlaşılan.

Bu şekilde değişkenler üzerine kurarak anlatmamın nedeni, doğanın tamamıyla değişken olması ve kurallara bağlanamamasıdır. Yeri gelmişken, bence bunu çok güzel özetleyen ve diyalektiğin başlangıcı olarak kabul edilen güzel bir söz var: "Aynı nehirde iki kez yıkanamazsın." Çünkü, nehir sürekli aktığı için aynı kalmaz, nehir aynı kalsa bile, biz değiştiğimiz için aynı olmayız. Doğada birbirinin aynı olan iki yer bulamazsınız. Aynı yere ikinci defa gittiğinizde, aradan geçen zaman nedeniyle aynı olmayacaktır. En basit manada; yazın gittiğiniz yere, kışın gittiğinizde uygulayacağınız yöntemler değişecektir. Geçen yaz çadır kurduğunuz yere, bu yaz gittiğinizde, eğer çadırınızı altına kurduğunuz ağaç yerinde durmuyorsa yöntemleriniz yine değişecektir.
Benim amacım, doğanın değişkenliğiyle başa çıkabilmek maksadıyla, temel faktörleri anlatarak, karşılaşılabilecek her durumda, biraz düşünce ve yorum ile mümkün olabilecek bir çözüme ulaşabilmeyi sağlamak. Evet, gerçekten (bence) "bu işin hamuru böyle". Forumda, doğada yaşam konusunda yetkin birçok arkadaşımızın olduğunu düşünüyorum. Onlar da bu konuda yorum yaparlarsa, katılıp katılmadıklarını anlayabiliriz.

... temel prensipler olarak sıralanabilecek hususlar da vardır mutlaka bu barınak yeri seçimine. tamamen örnek olması için söylüyorum, bazıları hiçbir bilgiye dayanmıyor: mesela su kaynağının hemen yanına değil, yaklaşık 40-50 metre uzağına barınak kurulmalı. veya barınağın giriş kapısı çok büyük değil, bel seviyesinden aşağı olmalı. barınaktan dışarı çıkmadan dışarıyı görebilecek bir boşluk avantaj sağlar. barınak kapısı tehdidin gelmesi muhtemel yöne değil, zıttına konuşlandırılıp kamufle edilmeli. çalı çırpıyla kamufle edilmiş bir barınak, yeri izi belli olan turuncu bir çadırdan daha fazla risk taşıyabilir vahşi hayvanlar açısından. gibi... istisnaları olsa da Türkiye şartlarında dikkat edilmesi gereken temel ipuçları yok mudur?
Verdiğiniz örneklerden, aslında sizin bu konuya bir hayli kafa yorduğunuzu anlıyorum, çünkü düşünülmesi gereken hususları yazmışsınız. Daha önce belirli senaryolar üzerine yazışmıştık arkadaşlarla, o şekilde beyin jimnastiği yapmanın daha faydalı olacağını düşünüyorum. Çünkü bazı hususları kurallara bağlamak yanlış fikirler verebilir. Örnek olarak verdiğinizin farkındayım, ama "su kaynağının hemen yanına değil, yaklaşık 40-50 metre uzağına barınak kurulmalı" gibi bir cümle kurmak, hatalara neden olabilir. Çünkü doğada, yakın-uzak gibi kavramlar, insanın fiziki yeterliliklerinden ziyade, mevcut doğal şartların zorunlu kıldığı/dikte ettiği hususlardır. Yani, yakın-uzak kavramı bile değişkendir doğada. Yine çok sıkıcı olmaya başladığımı düşündüğüm için kısa keseceğim bu kısmı. Ama çatı, baca, kapıyı da yazdıktan sonra biraz senaryolara dayalı örneklendirmeler yapabiliriz.

bir de şunu hep merak etmişimdir. sabaha kadar orta kıvamda yanacak olan bir ateş, vahşi hayvanların (kurt, çakal, domuz, ayı, yılan gibi...) ilgisini çekip kamp alanına davet mi eder, yoksa insan varlığından haberdar edip uzak mı tutar? ateş yanarken vahşi hayvan yaklaşmaz gibi bişiyler okumuştum çocukken sanırım. o bilgiyi teyit etmeye ihtiyacım var :)
Bence okuduğunuz bilgi büyük oranda doğrudur. Hayvanlar için ateş büyük bir tehdit teşkil ettiği için, hayvanlar ateşin kokusundan dahi uzaklaşmaya çalışırlar. Tek istisnası evcil hayvanlarda olabilir gibi geliyor bana. Evcil hayvanların da genellikle tehdit oluşturmayacağını varsayabiliriz.
Ya kardeşim bunda da yuvarlak cevap ("büyük oranda doğrudur") veriyorsun diyebilirsiniz. Dediğim gibi kurallara bağlanamayacak bir doğanın içinde, kurallarla yaşamaya çalışan/alışan ve kurallar olmadan kendini huzurlu hissedemeyen insanlarız. Hemen neden yuvarlak cevap verdiğimi anlatayım. Hala dağ köylerinde yaşayan insanlarımız var. Bu vatandaşlarımızın besledikleri büyük ve küçük baş hayvanlar, yırtıcılar için iştah kabartan bir menüdür. Geceleri etrafı aydınlatmak, buralarda yaşayan insanlara güven veren bir yöntemdir. Bazı hayvanların, geceleri ışığı yiyecekle bağdaştırması ve yiyecek bulmak için ışığa yönelmesi, hayvanlar için (tecrübelerle) öğrenilmiş bir davranış şeklidir. Rüzgarı arkasına alarak ışığa/ateşe yaklaşan bir hayvan son ana kadar, onun ateş olduğunu hissedemeyebilir. Ateş başında otururken, bir anda yanınızdan koşarak uzaklaşan bir tilkiyi görmek şaşırtıcı değildir. Umarım anlatabilmişimdir kesin kurallarla konuşmamamın nedenini.
Ateşin kontrol edilmesi, insan oğlunun bugünkü "medeniyet" yolunda attığı en büyük adımdır bence. Ateş, insanın kolay av olmaktan kurtulup, en büyük  avcı olmaya evrilmesinin ilk adımıdır. Ateş emniyettir, huzurdur, sıhhattir, lezzettir... İlkel çağların camisidir (buluşma/toplanma noktasıdır), mutfağıdır, televizyonudur, her şeyidir... Ateş başında geçirdiğim gecelerde, bazı insanların semavi dinler öncesinde ateşe tapmasını ne kadar haklı bulduğumu anlatamam size. Benim de her gittiğim yerde, şartlar ne olursa olsun önce ateş yakmak gerektiği gibi büyük bir inancım/uğraşım vardı eskiden. Hatta arkadaşlarım bana, bu gayretime binaen "Mecusi" derlerdi.
Yine uzatıyorum, affedin, mutlaka net bir ifade isterseniz;
Okuduğunuz bilgi doğrudur. Her nerede kamp kuruyorsanız, mutlaka gece (sabaha kadar sürecek) ateş yakmanızı tavsiye ederim. Daha da güzeli, grup kalabalıksa ateşin başında oturup, ateşi besleyecek, bu arada etrafı kontrol altında tutacak bir nöbetçi sistemi kurulmasıdır.
« Son Düzenleme: 27 Ocak 2015, 03:23:20 Gönderen: Kutsal »
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #268 : 27 Ocak 2015, 03:44:18 »
Çatı, baca ve kapı kalmıştı.
Devam edelim.

Çatı:
Baştan şunu belirtelim, bence çoğumuz için çatısı olmayan bir yer barınak değildir.
Çatı nasıl olmalı;
-Aşırı sıcaklarda güneşten korumalı,
-Yağışlı havalarda su geçirmez olmalı (bunu sağlamak elinizdeki malzemelere göre değişecektir.),
-Üstünde su birikmesini engellemek için, suyun akış yönüne meyilli olmalıdır.


Varsa, çatıda kullanılacak büyük boy çöp poşeti, sera naylonu gibi malzemeler büyük kolaylık sağlar.
Yoksa uzun otların çatıya üs tüste yığılması fayda sağlayacaktır. Dikey düşen su damlaları, otlara çarptığında istikametini değiştirecek ve otu uzunlamasına aşağı doğru kat etmeye başlayacaktır. Otun bitiminde bir alttaki otun üstüne düşecek ve yolculuğu böyle devam edecektir. Ta ki çatıdan aşağı damlayana kadar. O zaman dikkat edeceğimiz şey, çatıya yığacağımız otların, su yoluna dik değil, paralel dizilmesidir.



« Son Düzenleme: 27 Ocak 2015, 03:48:37 Gönderen: Kutsal »
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #269 : 27 Ocak 2015, 04:25:19 »
Duman/havalandırma bacası:
Barınak dediğimiz yerin, içinde veya girişinde/yakınında bir ateş olması fayda sağlayacaktır.
Asla unutulmaması gereken şey, yangın ve dumandan boğulma/zehirlenme tehlikesidir.
Genellikle yapacağımız barınağın çatısının %100 su geçirmez olmayacağını düşünürsek, dumanın da kendi yolunu bulacağı düşünülebilir. Ama yine de, dumanın barınağı sıkıntıya sokmayacak şekilde yaşam alanımızı terk edeceği yolu/havalandırma deliğini (yağışlarda konforunuzu bozmayacak küçük bir delik) belirlemeliyiz. iyi bir havalandırma sağlamak için çatıyı yüksek tutmak fayda sağlayacaktır. Dumanın daima yükseleceğini unutmamalıyız. Hiç rüzgarın olmadığı günlerde dahi duman yukarıda birikeceği için size rahatsızlık vermeyecektir. Sonra da doğal olarak ısınan hava yükselir prensibinden dolayı oluşan hava akımıyla, barınağınızı terk edecektir. Kuru dallar daha az duman çıkartır. Islak dallar daha çok duman çıkartır. Ateşin ebadı da duman oranını belirleyecektir. Mümkün olduğunca küçük bir ateş yeterli olacaktır. Bir keresinde, çok soğuk bir kış gecesi,  bir çobanın küçük kıl çadırının içine konuk olmuştum. Zemine kazdığı çukurun içinde kor şeklinde küçük bir ateş vardı. İkram ettiği bir bardak çay ile, ne kadar sıcak ve keyifli bir yarım saat olduğunu hiç unutmam.
Havalandırma sadece ateş için gerekmez. Barınakta veya yakınında ateş yakmayacak olsanız dahi havalandırma yapmalısınız. Uygun havalandırması olmayan barınak içeride terleme yapacağı için, soğuk bir gecede, yağış olmasa dahi ıslanabilirsiniz. Masalcı dedeler gibi oldum ama anlatmalıyım bunu: Çok soğuk bir günde, yorgunluğuma yenik düşerek hemen uyku tulumumu yanımda taşıdığım çift katlı sera naylonunun içine serdim ve soğuk gelecek her yeri kapatarak, direk uykuya hazırlandım. Yavaş yavaş nefesimle ısınarak derin bir uykuya daldım. Sabah kalktığımda, gece yağış olmamasına rağmen sırıl sıklam olmuştum. Sera etkisiyle benim küçük izole çadırımın içine yağmur yağmıştı aslında.

https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #270 : 27 Ocak 2015, 04:40:35 »
Son olarak;

Kapı:
"Duvarı olan bir yerin, kapısı da olmalıdır" gibi bir genel yaklaşım ile, giriş çıkış yapacağımız, mümkünse kapatılabilen bir kapı, konforlu bir barınak için iyi olacaktır. Geçmişte insanlar hayvan derilerini, taşları, kütükleri, balya yapılmış otları ve büyük ağaç kabuklarını bu maksatla (kapıyı kapatmak için)kullanmışlardır.
Kışın ısı izolasyonu açısından kapı özellikle önem taşır. Hem duvarlar hem de kapı rüzgarın içeri girmesini engellemelidir. Rüzgar almayan bir barınakta dumanın tahliyesi de fazla sıkıntı yaratmaz. deli esen bir rüzgar hem üşütür, hem de barınak içinde dumanı döndürerek nefes alınamaz hale getirir.
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #271 : 27 Ocak 2015, 04:44:22 »
Bugünlük bu kadar yeter sanırım.
Daha sonra, biraz daha örneklendirebiliriz bu konuyu.
Çok farklı yönde tecrübesi olan arkadaşlar da vardır mutlaka.
Onlarda tecrübelerini yazarsa doğanın değişkenliğini görmemiz açısından faydalı olur.
Kalın sağlıcakla ;D
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #272 : 27 Ocak 2015, 11:35:44 »
Daha kış koşullarında kar mağarası kazma işi var  ;) bu konu daha uzar  ;)

Ferhat

  • *
  • 33
  • Meslek: Öğrenci
  • Yer: Denizli
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #273 : 27 Ocak 2015, 11:49:25 »
Daha kış koşullarında kar mağarası kazma işi var  ;) bu konu daha uzar  ;)
Geçen sene yapmıştım fırsat bulursam bu senede yapıcam zevkli oluyor. 



Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #274 : 27 Ocak 2015, 12:57:48 »
Girişi direkt açık yapmışsınız, mutlaka biliyorsunuzdur ama bu tam uygun değil.

Ferhat

  • *
  • 33
  • Meslek: Öğrenci
  • Yer: Denizli
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #275 : 27 Ocak 2015, 13:27:23 »

Biraz dar yapmışım gece kalamadım içinde arkadaşlarla yığma kar sığınağı yapmıştık ve gece onun içinde yattım.


Girişi direkt açık yapmışsınız, mutlaka biliyorsunuzdur ama bu tam uygun değil.
Direkt açık derken neyi kastediyorsun açabilirmisiniz.
 

Metin KILIÇ

  • Çırak
  • ***
  • 930
  • Meslek: Memur
  • Yer: Muğla - Akyaka
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #276 : 27 Ocak 2015, 13:41:40 »
Önce bir giriş koridoru kazıp sonra 90 derece sağa veya sola kalınacak yer kazılmalı. Aksi takdirde ısı yalıtımı imkansız gibi bir şey olur.

Ferhat

  • *
  • 33
  • Meslek: Öğrenci
  • Yer: Denizli
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #277 : 27 Ocak 2015, 13:54:42 »
Şimdi anladım dediğinizde haklısınız,  ben giriş kısmını aşağıda yaptım konaklama kısmını yukarıda yaptım. 

emin albayrak

  • *****
  • 3909
  • Meslek: grafik tasarımcı - 1979
  • Yer: istanbul / üsküdar
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #278 : 27 Ocak 2015, 15:16:49 »
Bülent abi verdiğin bilgiler için teşekkürler. zahmet edip gayet güzel açıklamışsın. ben mesajımda belki çok net cevaplar arıyormuşum gibi yazmış olabilirim ama değişkenliklerin karşısında takınılacak temel prensipler vardır mutlaka diye düşündüğüm için o prensipleri öğrenmek amacıyla cevaplar arıyordum. verdiğin her bilgi kıymetli ve değerli. tekrar teşekkür ederim.  ^-^
testinin içinde ne varsa, dışına da o sızar...

www.instagram.com/mim_emin/

atikmehmet

  • ***
  • 1214
  • Mehmet ATİK - 1984
  • Meslek: Şehir Plancısı
  • Yer: İstanbul
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #279 : 27 Ocak 2015, 17:30:14 »

Biraz dar yapmışım gece kalamadım içinde arkadaşlarla yığma kar sığınağı yapmıştık ve gece onun içinde yattım.


Girişi direkt açık yapmışsınız, mutlaka biliyorsunuzdur ama bu tam uygun değil.
Direkt açık derken neyi kastediyorsun açabilirmisiniz.
 

Mest mi o :)
Nece yitik biçek erse öz sapın yonumas
www.instagram.com/atik_mehmt/
www.mehmetatik.com