Yok, memlekette yatıp da kalkamama ihtimali çok düşük rahmetli Mantolu Hasan sayesinde. Karadeniz boyunca kurt tehlikesi dışında doğrudan cana kastedecek bir hayvan yok. Ayı ile domuz yaralı değilse kışkışlanabilir. İki ayaklı yılanları saymıyorum, onlar her yerde tehlikeli.
Ama su kenarında büyükbaş sürüsünün ortasında herşey tarumar edilmiş, yiyecek torbalarının üstüne önce dışkılanmış sonra basılıp patlatılmış ve hatta bacağına basılarak uyanmak var, domuz sürüsü arasında kalmak var ki Allah göstermesin, sıcağına sokulmuş kereta kirpi yavrularıyla uyanmak var, üzerinde cık cıklayarak gezen tilki yavrularıyla uyanmak var.
Düz ayak yerde yağmurun altından akması var.
Yerde yatıp motoru bozmak var, 20km yolu arabayla dönerken dört kere durup çalı aramak var.
Rüzgarı kessin diye yanına uzandığın dal yığınında bir dalın garip hareketlerle oynaması var, oynayan dalın adam boyunda yılan çıkması var.
"'Var var' deyip duruyorsun, altı üstü doğada bunlar hep olası" deyip geçmeyin, bu olasılıkların hepsinin gerçekleştiğini gören var

.
Genel olarak su kenarı düz ayak, orman içi patikalarda yatmamak lazım. Hayati tehlikeden değil de ağız tadı kaçmasın diye. Bize kolay gelen her yer hayvanlara da kolay. İlla yatılacaksa olası geliş yollarına kaya, küçük ağaç vs. bir şeyler koymak ve yanan bir ateş çoğu hayvanı da sizi de sürprizden korur. Ateşin ışığından çok duman kokusu hayvanları varlığınızdan haberdar edip uzak tutar. Aklı başında yaban hayvanı insana yanaşmaz.
Unutmadan, çok sayıda delik olan yerlerde de kamp yapmaktan kaçınmalı, sabah üstünde fare gezmiş yiyeceklere muhtaç kalmamak için.