Bıçak Sanatı - Forum

Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri

guven

  • *
  • 36
  • Meslek: hayatta kalma yetenekleri uzmanı
  • Yer: iz üstünde
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #380 : 27 Haziran 2016, 05:09:16 »
Forumda görebildiğim kadarıyla öksürük şurubuyla akü şarj etmeyi, idrardan antibiyotik elde etmeyi, kızartma yağından diesel yakıtı yapmayı, kestaneden deterjan yapmayı hepimiz çok iyi biliyoruz. Ancak survival/hayatta kalma-hayatı idame ettirebilme bunların öncesinde ve ötesinde yer alan prensipler üzerine kuruludur. Ben de sizlerle bunları paylaşmak istiyorum.

Survival, hayatta kalma 1 maratondur. 10 dakikalık youtube videolarına sığmaz. 45-50 dakikalık discovery channel şovlarına da sığmaz. Tabi burada insanların merak unsurunu, öğrenme arzusunu kullanarak yayın yapıldığı 1 gerçek ancak bu yayının, gösterinin içinde ne denli doğruluk payı var bunu da gözden geçirmelisiniz. Otodidakt olmalısınız. Youtube eğlenceli 1 kaynak olabilir ancak ve ancak gördüğünüz, duyduğunuz, okuduğunuz her şeyi test ederek, uygulayarak, hazmederek, kendi kendinize öğretmek zorundasınız. Evet, özel kuvvetler bu işin uzmanlarıdır, hava adamları ve deniz adamları bu işlerin eğitimlerini alırlar ancak bu insanlara da bu bilgileri birilerinden alıp kendilerine öğretiyorlar, öyle değil mi ?

Hayatta kalma/survival; olay anında başlayan 1 maratondur ve alt safhaları olan 9 farklı safhada görülür (aftermath) ancak hayat normale döndüğünde bu periyod sonlanır. Bu 9 farklı safha ile ilgili olarak ilerde daha detaylı bilgiler paylaşacağım ancak bu maratonu koşabilmek, tamamlayabilmek için öncesinde tamamlanması gereken hazırlıklar ve alınması gereken eğitimler, öncesinde yapılması gereken yatırımlar bulunmaktadır. Hayatta kalmada olay öncesi, olay sonrasından daha etkin ve daha önemlidir.

Survival 1 sınavsa eğer, kopyayla geçme şansınız çok ama çok düşüktür. Dersimizi önceden çalışmak zorundayız.

Hayatta kalmada en önemli faktör genetiktir. Başınıza 1 kaza, bela gelmediği sürece kaç yıl yaşayacağınız, hangi hastalıklara karşı zaafiyetinizin olacağı, hangi durumlara, hangi koşullara karşı bağışıklığınızın, direncinizin olacağı genlerinizden gelmektedir ve bu durumlarınızın çok çok iyi farkında olmanız gerekir.  Bu konumda ABD, Kanada, İzlanda, İskandinav Ülkeleri, Rusya ve Japonya halkları her zaman daha avantajlı ve ön planda olan milletlerdir ancak Birleşik Krallık her zaman açık ara öndedir, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Afrika halkları da hemen ardından takiptedir. Savaş müzelerini gezdiğinizde ne demek istediğim hakkında zihninizde daha açık 1 resim canlanacaktır. Savaş sırasında kullanılmış üniformaları, silahları, alet edevatları, beslenmeleri ve en önemlisi bu insanların kemik yapılarını inceleyin. Üşümenin, sıcaktan etkilenmenin %90’ı psikolojiktir ancak soğuğa mukavemet atalarınızdan size miras kalmış üstün 1 hediyedir.  Bu hediyeler Boreal İklim (subarctic climate) kuşağında yaşayan halklarda bol miktarda görülmekteyken, dünyadaki en yaygın iklim kuşağı olan Akdeniz İklim kuşağında yaşayan halklarda ise en seyrek rastlanılan ve etkileri de en zayıf niteliklerdir.

Genetik faktörlere ek olarak kandaki beyaz kan hücresi miktarı ölüm ve yaşam arasındaki ince çizginin yaşam tarafında kalınlaşmasında en önemli rolü oynayacaktır. Yüksek irtifada yaşayan insanların hayatta kalma şansı deniz seviyesinde yaşayan insanlara göre daha yüksektir. Zor koşullarda, demir gibi soğukta, çılgınlığın, deliriumun reçetesi olan her türlü coğrafi ve meteorolojik faktörün içinde 7 kuşak yaşamış halklar, Akdeniz halklarına göre daha avantajlı ve daha dayanıklılardır. El ve ayaklarınızın büyüklüğü, uyluk kemiklerinizin uzunluğu, duyu organlarınızın keskinliği yaşam ve ölüm arasındaki zor sınavlarda büyük bonuslar olacaktır. İskelet, adale sisteminiz, daha önemlisi kalp damar sisteminiz ve hepsinden daha önemlisi sinir sisteminiz en önemli etkendir ve tamamen genetik faktörlere bağlıdır. Adale liflerinizin sıklığı ve yoğunluğu, adale lifi sayınız, yapısal protein arttırma ve yükseltme hızınız, sindirim sisteminizin glikoz işleme hızı, böbreklerinizin çalışma hızı, akciğer kapasiteniz, kemik kalınlığınız ve kemik yoğunluğunuz, yaralanma ve sakatlanma mukavemetiniz, recovery (iyileşme) hızınız ve potansiyeliniz, metabolizma hızınız çok çok önemli faktörlerdir.

Fitness, adı üzerinde uygunluktur. Fitness, fit to survive (hayatta kalmaya elverişli olmak) ile 1 tutulabilir. Burada kast ettiğim Mens Health dergi kapağı gibi olmanız değildir. Bench press’de kaç kilo bastığınızın hayatta kalmaya, doğada mücadaleye hiç 1 etkisi yoktur ancak 60 saniye içinde kaç şınav çekebildiğiniz hayatta kalma, survival ile doğrudan orantılıdır. Temel hareketler olan ve vücut ağırlığı ile icra edilen şınav, squat, dips, barfiks ve mekik, genetik dezavantajlarınızı avantajlara çevirmenizi, kanınızdaki beyaz kan hücresi oranınızı arttırmanıza yarayacak ve bedeninizi zorluklara hatta imkansızlıklara karşı daha tahammülkar kılacaktır. Önemli olan Sergio Oliva’dan daha büyük bicepslerinizin olması değil, büyük adale gruplarınız çalışırken eklemlerinizin ve küçük adalelerinizin de büyük adale gruplarıyla ne denli senkronize çalışabildiğidir.

60 saniye içinde kaç şınav çekebildiğiniz, 60 saniyeye kaç mekik sığdırabildiğiniz, 15 barfiksi kaç saniyede çekebildiğiniz, 2,5 kilometreyi kaç dakikanın altında koşabildiğiniz, 500 metreyi kaç saniyede yüzebildiğiniz hayatta kalma ve hayatı sürdürebilme yeteneklerinizde en önemli etkenlerdir. Bu sebeple dünyanın tüm özel birlikleri seçme safhasında bu testleri, bu sınavları adaylarına uygulayarak elemeler yapar. Daha sonra 1 başka yazıda izotropik güç, izometrik güç ve fiziksel mukavemet konusuna detaylı olarak gireceğim.

Germe-esneme çalışmaları bedensel üst limitinizi en yüksek seviyeye çıkarmanıza yardımcı olacak, beden zihin koordinasyonunuzu sağlamlaştıracaktır. Adale yoğunluğunuzu, esneklik/yatkınlık oranınızı arttıracağı gibi iskelet ve kas sisteminizin daha dayanıklı ve daha tahammülkar olmasına neden olacaktır. Şöyle 1 karşılaştırma yapalım; Mickey Rourke yıllar içinde çıkma traktör lastiğine benzedikçe, Stephen Lang'in 30 yaşında kır saçlı delikanlı gibi kalmasının nedeni her Allah’ın günü bıkmadan, usanmadan yaptığı esneme çalışmalarıdır. Açıkca ve tertemiz belirtmek gerekirse, çıtı pıtı, 40 kilogramlık balerinin zor koşullar kaşısında hayatta kalma şansı; 120 kilogramlık kas yığını vücutçudan kat ve kat daha fazladır. Esneklik/yatkınlık-kas kütlesi ve kas gücü oranını kusursuz seviyeye getirebilmiş Yordan Yorçev, 2012 yaz olimpiyatlarında ringe çıkarken, spikerler “bu yaşta buraya herhalde rezil olmaya geldi” diye dalga geçtiklerinde, ringten madalya ile indiği unutulmaz 1 gerçektir. Esneklik, yatkınlık hayatta tutar kardeşim ! Önemli olan bilek güreşinde kaç kişiyi ard arda yendiğiniz değil, bedeninize ne denli söz geçirebildiğiniz ve ne denli uyum içinde olduğunuzdur. Spor salonlarında 120 kiloluk kas yığını heriflerin 1 üst rackten 20 kilogramlık ağırlığı söküp, benche takamamasının nedeni esnekliğin, esnemenin ne demek olduğunu bilmeden, hantallığın sözlük anlamı olmuş olmalarıdır.

Bu noktada yoga ve meditasyon hem fiziksel hem de mental üst limitlerinizin yükselmesine neden olacaktır. Arnold Schwarzenegger bile esneme çalışmalarının, yoganın kariyerine olan etkisinden bahsederken, balerinlerden, dansçılardan ders alırken, dünyanın en önemli özel birliklerinin başında gelen Navy Seals, eğitim programlarında yoga ve meditasyona yer verirken; yogadan, meditasyondan uzak durmanın akıl alır 1 bahanesi olmayacaktır.

Kendi limitlerinizi bilin, öğrenin. Kendinizi ancak ve ancak kendinizle kıyaslayın. Doğayı, şartları asla kendinize rakip olarak görmeyin ve rekabet çukurunun içine düşüp asla boğulmayın. 270 dakikada kaç kilometre koşabiliyorsunuz, vücudunuzun 1/3'ü ağırlığındaki bir çanta ile 60 kilometreyi kaç saatte kat edebiliyorsunuz; tek nefes ile suyun altında kaç metre gidebilirsiniz, 5 metrelik 1 duvarı kaç saniyede tırmanabilirsiniz, bunları bilin, öğrenin ve unutmayın.

Mental fitness, fiziksel fitnessdan ayrılamaz, ayrı ele alınamaz. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, evet dorudur ve sağlamlar hayatta kalır. Hafızanızın, hızlı düşünmenizin, hazır cevaplığınızın, çabuk karar verebilmenizin, stres altında sakin kalabilmenizin yaşamınızda büyük etkenleri olacağı gibi, survival durumlarında belirleyici etkenler olacaktır. Rahmetli Uğur Uluocak Ağabeyimizin sözüdür bu; “En ciddi teknik tırmanışları yapacak yetiye sahip 1 vücut, problem çözme yeteneğine sahip 1 kafa taşımıyorsa hiç 1 işe yaramaz.” Aklınızın, zihninizin, kendinizin farkında olun ve kendinizi geliştirmek için çaba sarf edin. Çift haneli 2 tamsayının akıldan çarpımını hızlı ve doğru yapabilmeniz beyin hücrelerinizi, hızlı ve doğru karar alabilme yeteneğinizi güçlendirecektir. 99 X 47 = ? problemini okuduğunuzda cümlenin sonuna gelirken yanıt zihninizde belirmelidir.

Tekrar bahsedeceğim Navy Seals adaylarının seçme haftasında (hell week) tabi tutuldukları testler arasında suyun altında şnorkelsiz ya da tüpsüz geometrik şekillerin dizilimlerine bakarak bunların matematiksel 4 işlem karşılıklarını çözerek işlemin sonucunu ekrana tuşlayarak girdikleri 1 test yer almaktadır.  Adam havuzun kenarında, ayakları ve bedeni hasta yatağı gibi 1 platforma sabitlenmiş durumda, bu yatak ise 1 kızağın üzerinde. Kızak adamı, adamın kontrolü dışında havuza indirip çıkarıyor. Havuzdaki suyun sıcaklığı 10 santigrat derece. Karşısında üçgenler, kareler ve dairelerden oluşan yan yana dizili geometrik semboller var. Test adam havuzun dışındayken başlıyor ve hızlıca havuzun içine indiriliyor. Karşısında 1 numeric pad var. Adam havuzun içinde ekrana parmaklarıyla vurarak üçgenler, kareler ve dairelerden oluşan geometrik sembollerin aslında 4 işlem matematik problemleri olduğunu anlıyor ve adam sonucu ekrana girmek zorunda. Stress altında sakin kalabilme, stresle mücadale sırasında matematik zekasını kullanabilme yetisinin ölçüldüğü 1 testten bahsediyorum. Test size karmaşık ya da imkansız geldiyse; insanlar kadar şempanzelerin de bu testte başarılı olduğunu da bilmenizi isterim.

İşte bu noktada; tüm canlıların hayatta kalma içgüdüsünün var olduğunu biliyoruz ancak , zihin yapısı (mental state - mental key) bulunduran tek canlının da insanoğlu olduğunu biliyoruz. Mental Key, sizi delirium (çılgınlık, delilik) durumundan uzak tutacak, pes etmenize engel olacak, yaşamanızı ve daha başarılı olmanızı sağlayacak zihinsel anahtarınızdır. Kendinize 1 mental key oluşturmalısınız. Bu anahtar çıldırmanın eşiğine geldiğinizde, sırtınız yere geldiğinde, canınızı vermek üzere olduğunuzda sizi toparlayıp ayağa kaldıracak ve mücadale gücünüzü geri kazandıracak anahtarınızdır. Tarihten örnek verecek olursak; Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum”, Kral Leonidas’ın “Spartalılar, bu akşam yemeği cehennemde yiyeceğiz” sözleri, William Wallace’ın savaştan önce yaptığı konuşma; komutanın hükmettiği orduya ve askerlerine Mental Key kazandırması açısından yerinde örnekler olacaktır. Tam anlamıyla şunu söylüyorum; Rocky ringde yere yığılmış, hakem başında sayarken, Adrian’ı gören Rocky’nin kendini toplayıp ayağa kalması ve mücadaleye devam etmesi. Ancak Rocky örneğindeki gibi özellikle 1 aile ferdinin, 1 objenin, 1 sembolün seçilmesine kesinlikle karşı çıkıyorum. O yakının ya da aile ferdinin kaybedildiği, zarar gördüğü durumlarda zihinsel anahtarın kaybedileceği ve kişinin aniden intihar eğilimine yöneleceği 1 gerçektir. Yani Rocky serisinde 1 mantık hatası vardır. Rocky emekli olduktan ve Adrian öldükten sonra, Rocky geri dönülemez 1 depresyona ve çöküşe girip intihar edecektir. Bu sebeple sizin için unutulmaz olan geçmişte yaşadığınız, hali hazırda zihninizin, hafızanızın ve bilinçaltınızın kaydettiği ve hazmettiği bir hatıranızı mental key olarak seçmeniz son derece doğru olacaktır. Seçtiğiniz hatıranızda yer alan kişiler, yerler hatta nesneler ortadan kaybolmuş, zarar görmüş ya da ölmüş olabilirler ancak kendinize yönelteceğiniz (cross referance) “O şu anda burada olsaydı, ne yapmamı beklerdi?” sorusu sizi hayata ve mücadalenize sıkıca bağlayacaktır.

Hafızanın ve çok yönlü düşünme yeteneğinin, çok açılı gözlemleme yeteneğinin en büyük destekçisi ve gelişimine en büyük katkı yabancı dil öğrenmektir. Yabancı dil mutlaka ve mutlaka öğrenin. Bu yazıyı okuyana kadar hali hazırda 1 yabancı dil biliyorsanız; 1 veya 1 kaçıyla yetinmeyip daha fazlasını öğrenebilmek için kendinizi cesaretlendirmeniz ve eğitmeniz gerekir. Hafıza, durumsal farkındalık, olay çözümleme gibi beyninizin survival anında en çok ihtiyaç duyacağı yetenekleri geliştireceği gibi çoklu kültürleri tanıma, eşleştirme, sosyal bilinç ve sosyal iletişim kurabilme yeteneklerinizi de güçlendirecektir. Doğada tek dil konuşan canlı yoktur. Canlıların ya konuşma yeteneği vardır ve 1den çok dil öğrenebilirler, algılayabilirler ya da hiç konuşamazlar. Anadilinizi biliyorsanız, başka dil de öğrenebilirsiniz. Alzheimer hastası olan insanlarda tanıma, eşleştirme, sosyal bilinç ve sosyal iletişim yetenekleri köreldiği için durumsal farkındalık ve olay çözümleme yetenekleri de çöker.

Hafıza, durumsal farkındalık, olay çözümleme, tanıma ve eşleştirmeden bahsettim. Bunlar hali hazırda kimyasal 1 çorba olan beyninizin ve sinir sisteminin darbe, travma, hipoksi, zehirlenme, dehidrasyon, hipotansiyon, malnutrition (beslenme eksikliği/yetersiz beslenme) gibi etkenler sonucunda kaybolması ve ortadan kalkması kişinin saçmalamasına, tutarsız ve yetersiz hareketlerde bulunmasına, gerçeklik ile bağının ortadan kalkmasına, halüsinasyon görmesine sebep olacaktır. Bu noktada paylaşabileceğim en iyi örnek Körfez Savaşı sırasında birliğini kaybeden Chris Ryan (British SAS, İngiliz Özel Kuvvetler) olacaktır. Irak’dan kurtulmak için sırtında yaklaşık 40 kilogramlık çanta ile 8 gecede 300 kilometreden fazla yolu yaya olarak, peşindeki Iraklı askerlerden, Suriyeli sınır muhafızlarından ve çöl eşkıyalarından kaçınarak (Escape & Evasion, Kaçma ve Kaçınma) kat ederken, az önce belirttiğim zihnin sağlıklı çalışmasına engel olan her durumu (susuzluk, fizyolojik yorgunluk, açlık, aşırı kalori kaybı, korku ve dehşet, yaralanma, radyasyona maruz kalma vb…) had safhada yaşayıp bunun sonunda uyku dışı rüya görme, halüsinasyon ve çıldırma noktasına gelmiş olmasına rağmen, cebinde taşıdığı nane şekerlerine tutunarak (yukarıda bahsettiğim mental key) müdacelesine devam edebilmiştir. Savaşta birliğini kaybetmiş, düşman hatlarının gerisinde kalmış, düşman ülkede ülke çapında ve komşu ülkelerde aranan yaralı 1 askerin, hipotermi ve fizyolojik yorgunlukla baş ederken, ayak parmaklarını frosbite yüzünden kaybetmişken, FUBAR  durumunda (Tanımlanabilirin ötesinde başının dertte olması) ve hala kaçmaya devam ederken mücadaleyi bırakmamasının ve mücadaleyi kazanmasının nedeni mental ve fiziksel yapısıdır. Bu kaçış sırasında ilk bulduğu su birinkintisinin radyoaktif olduğunu bilmeksizin suyu içtikten, ağzı ve sindirim sistemi yandıktan ve frosbite yüzünden ayak parmaklarını kaybettikten sonra ellerinde siyah eldivenlerinin olduğunu unutarak, eşleştirme ve tanımlamayı kaybederek, gerçeklik ile bağı koparak ellerinin yanarak kömür olduğunu ve bu yüzden simsiyah olduğuna inanarak kaçmaya devam etmiş. Bu denli hırpalanmış, sona yaklaşmış, aciz durumda bile insanoğlu mücadaleye devam edip, mücadaleyi kazanabiliyorsa, yukarıda bahsettiğim faktörlerin etkisini lütfen 1 kez daha gözden geçirin.
İnsan; hırsızlığa, hak yemeye, sahtekârlığa, dolandırıcılığa, adam kayırmaya, liyâkatsizliğe, ikiyüzlülüğe ve şiddete karşı sıfır tolerans göstermelidir. Bunların dışında kalan her durumu ve sorunu toleransla ele alarak çareler üretmelidir. İşte "hayatı idame" budur.

guven

  • *
  • 36
  • Meslek: hayatta kalma yetenekleri uzmanı
  • Yer: iz üstünde
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #381 : 27 Haziran 2016, 05:11:14 »
İşte bu faktörler ve kendinize kazandıracağınız eğitimler sayesinde insan zihninin cıvıtmasının ve oyunlar oynamasının önüne geçebilirsiniz. 1 Büyük Ağrı Dağı (5137metre) tırmanışımı bilirim ki; fizyolojik yorgunluk, dehidrasyon ve hipoksi etkisiyle kafamın içinde en nefret ettiğim şarkıları ve reklam jinglelarının en dayanılmaz versiyonlarını bozuk plak gibi dinleyip durdum. Dünyanın en kötü radyosunu kapatamadığınızı ve 3-4 gün boyunca 24 saat aralıksız dinlediğinizi düşünün. İşte o radyoyu kapatma düğmesi yukarıda ve aşağıda yer alan etkenlerdir.

Bunların dışında zehir gibi anatomi bileceksiniz, bilmek zorundasınız. Hayatta kalmayı öğrenmek, başarmak istiyorsanız tıp fakültesi 6. sınıfı öğrencisi kadar anatomi bileceksiniz. Bunun kaçarı, kolayı yok ne yazık ki. Anatomi bilmek zorundasınız. En az eczacı kalfası kadar da farmakoloji bilmek zorundasınız. Hangi ilaç hangi kimyasal maddeleri içerir, hangi kimyasal maddeler ne işe yarar, hangi ilaç nerede çözülür, nasıl emilir, nasıl kullanılır, hangi durumlarda kullanılır bilmek zorundasınız.

Aynı şekilde tıbbi müdahale çok çok iyi bilinmeli. Sütur atmayı, arter kanaması durdurmayı, ödem durdurmayı, kalp masajını, sunni tenefüsü, şok anında ve şok sonrasında müdahaleyi, kırık tedavisini, pansumanı, muayeneyi çok iyi öğrenmelisiniz. Bunlar ehliyet almak için ezberlenilen sığ ve kısır bilgilerle sınırlı kalmamalı ve gerçekten hakkıyla öğrenilmeli ve uygulanabilmelidir. Amaç açık batın abdominal ameliyatı yapmak değil ancak zifiri karanlıkta 2 göz kapalı dikiş atabilecek bilgiyi, deneyimi ve cesareti kazanmalısınız.

İçinde bulunduğunuz ya da seyahat edeceğiniz ülkenin, coğrafyanın sağlık koşullarını çok çok iyi bilmeniz gerek. O bölgenin, o coğrafyanın ateşli hastalıklarını, salgın hastalıklarını önceden araştırmış, bilmiş olmanız şarttır. Sıtma olan memlekete giderken önlem almayıp "beni de Allah korur inşallah" derseniz; Allah korumaz kardeşim. Evet, Avustralya, Yeni Zelanda, İzlanda ve Japonya’da kuduz ve sıtma yoktur ancak Kuzey Afrika ve Orta Doğu’nun her köyünde, kasabasında kuduza rastlayabilirsiniz. Afrika’da ise korunmadığınız takdirde sıtmaya yakalanmamak için de üst üste düşeş atmanız gerekir.

Bütün gün bıçakla, demirle, çelikle, testereyle, baltayla uğraşan insanlarsınız. Artık tetanos aşınızın olmaması; kampa, doğaya giderken hepatit aşılarınızın olmaması kabul edilebilir durumlar değildir.

Türkiye'de zehirle mücadale yoktur. İnsanı örümcek, akrep, yılan sokar. Zehir konusunda uzman hastane, doktor, araştırma olmadığı gibi ön tanımlı 1 tedavi yöntemiyle karşılaşmanız, sayısal lotoyu tutturmanızdan daha düşük olasılıktır. Başınıza gelebilecek muhtemel tedavi yöntemi sağlık ocağında dekort ile kortizon karıştırılıp kalçadan enjekte edildiğinde vücudunuzun zehri yenip, torun torba sahibi olacağınız günlerinizi görebilmek için sancılar ve ağrılar içinde dua etmek olacaktır. Zehirli canlılara karşı önleminizi peşinen alın ve sağlık kuruluşlarına net ve açık ifadaler ile başvurun. Anadolu’da zehirli örümcek, akrep ve yılan türlerinin yaşadığını, Türkiye’nin denizlerinde vatoz, iskorpit, mercan gibi zehirli deniz canlılarının bulunduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Bu konu hakkında hali hazırda 1 çalışma hazırlıyorum ve tamamladığımda forumda da paylaşmak istiyorum.

Ayağınıza tam oturacak ve benimseyeceğiniz 1 bot, bıçağınızdan bile önemlidir. Botun 1. görevi ayağınızı korumak, adımlarınızı sağlama almak olmalıdır. Eldiven kullanarak iş yapmayı öğrenmelisiniz ve zihniniz 1 şeye dokunmadan önce elinizde eldiven olup olmadığını kontrol etmeye programlanmış olmalıdır.

Emektar yol arkadaşımız, vazgeçilmezimiz, bıçağımıza geldik. Bowie Knife’ın ortaya çıkış hikayesine bakacak olursanız Jim Bowie denilen herif sahtekarın teki de olsa bunun 1 ihtiyaç sonucunda ortaya çıktığı kanısına varırsınız. Ancak Bowie Knife, Avrupa’dan yeni kıta Amerika’ya taşınırken kompozisyonu değişmiş av bıçağı/satır sentezinden başka 1 şey değildir. Çok sevdiğiniz, araba taksidi kadar para ödediğiniz bushcraft bıçağınızı lüzumlu lüzumsuz her işte kullanarak kesmek, yontmak, şekil vermek yerine taş, sopa, çakıl ve kum kullanmayı öğrenmelisiniz. Doğada matkap yerine taş ve çubuk/sopa, eğe ya da zımpara yerine çakıl taşı ve kum kullanmayı öğrenmelisiniz. Batoning külliyen saçmalıktır! Bear Grylls denilen (ben sordum, evet SAS'da kantinciymiş) şarlatan tarafından uydurulmuş 1 saçmalıktan ötesi değildir. Hangi arkeolojik kazı alanında böyle 1 örneğe rastlanmış, dünyanın hangi kabilesi, dünyanın neresinde böyle 1 yönteme başvurmuş, akıl alır gibi değil. Bıçağın ensesine odunla vurarak kütük yarmak yerine, onbinlerce yıldır uygulandığı gibi pekala 1 taş kullanarak bunu başarabilirsiniz. Bıçağınızla ne alıp veremediğiniz var ? Dayanımından şüphe edilmeyecek ve yanınızdan asla ayırmayacağınız 1 bıçağın yarma fonksiyonu hepsinden önemlidir. Yarma fonksiyonunu başarıyla yerine getirebilecek bir bıçağın aynı zamanda satırınız, çekiciniz, baltanız, testereniz olması gerektiğini, hatta kaza sonucu sıkışmış 1 aracın kapısını levye gibi kullanarak açarken zamana karşı yarışacağınızı, bunu da 2 santimetre genişliğinde 10 santimetre bıçak ağızına sahip “bushcraft bıçağı” ile yapmanızın mümkün olmayacağını unutmayın. Bıçağın geometrisinden daha önemli olanı malzemenin et kalınlığı, genişliği ve ağırlığıdır. Hafif ve narin bıçaklar size hafif işlerde, ağır bıçaklar iyi günde olduğu kadar kötü günde de hizmet edecektir.

Bu noktada paracord bilekliklere ve bıçak/balta sapına paracord sararak yanınızda taşıma alışkanlıklarınıza son vermeniz gerektiğini belirtiyorum. Dünyanın en sağlam ama en sağlam dağcılık ipleri bile (11~12mm çapında 35KN kopma direncine sahip statik iplerden bahsediyorum) en sağlıklı ve en korunaklı koşullarda ancak 5 yıl muhafaza edilebilir. Kullanılan, tırmanış görmüş geçirmiş 1 ipin ömrü ancak 3 yıl olabilir. Sıklıkla kullanılan 1 kangal ip ise 1 yıl kullanıldıktan sonra çöpe gidecektir. İpi öldüren en önemli etken düğüm atılmasıdır. Yanlış atılan, sıkan düğümler ipin kendi kendini boğmasına ve sıkmasına, bu da ipin kullanılmaz hale gelmesine neden olur. Alpinismde kullanılan iplerin 1/10u kadar dahi dayanımı olmayan paracord ise bu denli taaruzlara karşı koyabilecek yapıda değildir. Paracord, evet adı üzerinde paraşüt ipidir ancak atlayış sırasında ağırlığı taşıyan paraşütün ipleri değil, paraşütün kayışlarıdır bunlara da perlon denir. Ard arda sıkı sıkı cobra knot atılarak bileklik haline getirilmiş paracord, söküldüğünde çamaşır ipi olarak hizmet etmekten öteye geçemeyecektir.

Kullandığınız malzemenin yapısını, limitlerini bilin.

Ayrıca yarım kazık, tam kazık, açık sekizli, kapalı sekizli, camadan, balıkçı, prusik, klemheist gibi en önemli düğümleri öğrenin ve zor koşullarda, ellerinizde eldiven varken hatta zamana karşı yarışarak atabilir hale gelmeye çalışın.

Bulunduğuz lokasyonun adetlerini, göreneklerini iyi bilin, iyi gözlemleyin. Asla ve asla ukalalık yapmayın, saygısızlık etmeyin. Lokal insanların lafını dinleyin, hem de az konuşun çok laf dinleyin. “Evladım o tarafa gitmeyin, öbür tarafa gidin” deniliyorsa, o tarafa gitmemelisiniz. Vardır orada 1 melanet. Lady gaga gibi giyinilerek ya da futbol formasıyla kampa gidilmez. İşaret, bayrak, sembol, resim, tuhaf tuhaf komik üniversiteli genç tşörtleriniz de üzerinizde olmamalıdır. İşler kızıştığında elinize cetvelle vurulmasından daha kötü şeylerle karşılaşabilirsiniz. Bu noktada 1981 yapımı Walter Hill’in yönettiği Southern Comfort ve 1972 yapımı Deliverance ibret alınması, örnek teşkil etmesi gereken filmlerdir. Kamp için gideceğiniz köy ya da kasaba kuduz salgını nedeniyle tecrit edilmiş olabilir. Bunlar 2016 yılının Türkiyesi’nde çok sık rastlanan durumlardır. 2015 yılından 200’den fazla köy ve kasaba kuduz salgını nedeniyle tecrit edilmişti. Bu tecriti ne GPS’den, ne gazeteden ne de internetten öğrenemezsiniz. Ancak köy kahveleri böyle durumların haberalma örgütleridir. İnsanlara karşı sempatik ve saygılı olduğunuz sürece destek ve yardım görürsünüz, korunup kollanırsınız. İnsanlara kendinizi tanıtmaktan çekinmeyin. “Bizde de şu var, bu var” diyerek dış dünyadan olduğunuzu karşınızdaki insanlara her cümlede anımsatmak yerine 1 süreliğine dahi olsa o insanların dünyasına girmiş ve saygı duyulduklarını gösteren tavırlar içinde olun. Tekrar ediyorum, asla ukalalık yapmayın.

KISS – Keep It Simple Stupid. Olayları, durumları, hareketlerinizi, aksiyonlarınızı mümkün olduğunda karmaşıklığa yer vermeden basit tutmaya çalışın. Zor anlarda basitlik hayat kurtaracaktır.

Harita okumayı, orienteeringi, navigasyonu çok iyi bilmelisiniz. Ne yazık ki Global Positioning Satellite Systems’Iı ya da parçalarını akıllı telefonlarda ücretli ya da ücretsiz olarak kara kaşımızın kara gözümüzün hatırına kullanmıyoruz. Bunlar çok yüksek maliyetlerle oluşturulmuş uzay araştırma ve havacılık sektörüne yönelik sistemlerdir, askeri mercilerin ve hükümetlerin kontrolünde kullanılır. İkinci dünya savaşının sona ermesinden sonra Batı Dünyası’nın her teknolojiyi sivilleştirerek mali kaynak yaratmaya çalıştığı gibi, GPS ve bağlı sistemleri de uzay araştırmaları, havacılık ve savunma sanayine fon oluşturabilmek için sivilleştirilerek piyasaya sürülen ürünler ve hizmetlerdir. Akıllı telefonunuzun navigasyon uygulamasının, hatta Garmin, Magellan gibi dünyanın parasına kıyıp satın aldığınız GPS aygıtlarının afet, savaş, yıkım, kıyım gibi bu yazının konusu olan şartlar altında kullanamayacağınızı, sivil servislerin, servis sağlayıcı tarafından süreli ya da süresiz olarak kapatılacağını unutmayınız. Katrina Kasırgası sırasında ABD’nin güneydoğusunda tek bir sivil GPS aygıtı dahi kullanılamazken arama kurtarma ve askeri personel teoride bu servisleri kullanabiliyordu ancak pratikte Kasırga’nın manyetik ve meteorolojik etkileri nedeniyle tamamen kullanılmaz haldeydi. Üstelik sağlıklı koşullar altında bile GPS verisine güvenerek yola çıkmak büyük kayıplara mal olabilecektir. Garmin ekranında nehir olarak gördüğünüz 1 lokasyon gerçek dünyada karşınıza kurumuş dere yatağı olarak çıkabilecek, köy ya da kasaba olarak yerini belirlediğiniz bir lokasyon ise 1 çoban barakası ve ağıldan ibaret olabilecektir. Tanımlara çok güvenmeyin. Eski usül harita, pusula, hatta sextant kullanmayı bilmelisiniz. Yön bulmayı, rota oluşturmayı, yıldızlardan, güneşten, rüzgar yönünden, sahil çizgilerinden, kaya oluşumlarından, coğrafi özelliklerden faydalanmayı çok ama çok iyi bilmelisiniz. Baktığınız anda açık adres okuyan posta idaresi memuru gibi topografi haritaları okumayı, hesap makinesi kullanmadan ancak mümkünse kalem kağıt kullanarak UTM hesaplamayı bilmelisiniz. Bu konu hakkında ilerde detaylı 1 başlık açarak teorik bilgileri pratiğe dökebileceğiniz biçimde paylaşmak istiyorum.

Telsiz kullanmayı, fiziksel erişiminiz olmayan noktalar ile haberleşmeyi öğrenmelisiniz. Radyo frekanslarını, telsiz frenkanslarını kullanmayı bilmelisiniz. Gerektiği takdirde yurtiçi ve yurtdışı kaynaklara ulaşabilecek derecede radyo/telsiz kurulumuna ve deneyimine sahip olmalısınız. Günümüzde kimsenin varlığını anımsamadığı analog sabit telefonların çalışma prensiplerini, analog telefon hatlarını kullanmayı, analog telefon ve telgraf hatlarının taşıdığı elektriği kullanmayı bilmelisiniz. NATO alfabesini ve denizcilik bayrak ve sembollerini kullanmayı bilmelisiniz. Uluslararası ve bağımsız yardım kuruluşlarının başvuru frekanslarını, erişim noktalarını, sağladıkları hizmetleri önceden bilmelisiniz.
Bilmiyorsanız yüzme öğrenmelisiniz ve öğrenmek zorundasınız. Taklamakan Çölü’nün en kuru noktasında da yaşasanız yüzmeyi bilmek zorundasınız. Taşıtların ve binek hayvanlarının olmadığı koşullarda dere, nehir, göl, deniz geçmek zorunda kalacağınız yadsınamaz 1 gerçek olduğu kadar, okyanus ve deniz kazalarından kurtulma olasılığınız yüzme bilginizle doğru orantılıdır. Hayatınız boyunca göl, deniz ve okyanus ile karşılaşmadığınızı ve bundan sonra da karşılaşmayacağınızı düşünüyorsanız; size yaşadığımız gezegenin %79’unun yüzey suları olduğunu ve daha iyi gözlem yapmanızı anımsatmak isterim. Üstelik, dediğim gibi çölün ortasında da yaşasanız; yüzmeyi öğrenmek size denge, duruş, koordinasyon, nefes kontrolü, çok yönlü hareket kabiliyeti ve çeviklik kazandıracaktır.

Her kuşun eti yenmez, her ağaç yakılmaz (porsuk ateşi başında heyezan getiren insanlarlarla hiç tanıştınız mı ?) her su içilmez. Adam youtube videosunda çengelköy hıyarı yer gibi kıtır kıtır çiğ kabak yiyor, sorsan Türkiye'nin en baba doğa adamı... SAT eleme kurslarında Riva bostanlarında çiğ kabak yiyen SAT komandolarına 1 sorun bakalım, çiğ kabak neymiş, ne değilmiş. Her yeşilden salata, her gönülden tatava olmaz arkadaşım. Sonra parazit tedavisiyle, zehirlenmeyle uğraşır durursunuz. Televizyonda her gördüğünüze inanmayınız, Uçan Adam Sabri de uçmuştu değil mi ?

Steroidden, uyuşturucudan uzak duracaksınız ve işte bunların kesinlikle affı, geri dönüşü yok. 1 nefes dahi olsa bulaştığınız zararlı kimyevi ya da organik madde sizi öbür taraftaki randevularınıza daha da yaklaştıran zehirler olacaktır. Chris Ryan o kadar kafayı üşüttükten sonra kafayı toparlayıp kurtulmuştu, değil mi ?

Olayları olduğu gibi, varsayımda, çıkarımda bulunmadan, coğrafi, siyasi, meteorolojik koşullar önünde tahlil edin. Türkiye'de üst geçitten geçerken kamyon kasası tarafından öldürülme riskiniz ABD'de üzerinize kahve dökülüp yanarak ölme riskinden yüksektir. Hayal görmek yerine gerçekçi olun.

Kobe Depremi’ni yaşamış, tecrübe etmiş insanlarla görüştüm. Gölcük, Yalova, Erzincan Depremlerinden hayatta kalan insanlar ile görüşün, konuşun. Deneyimlerini paylaşmalarını isteyin. Youtube bushcraft videolarından çok daha farklı ve çok daha elle tutulur şeyler anlatacaklardır. Barış Gücü kapsamında Arnavutluk, Kosova, Bosna Hersek'de bulunanlar, o savaşı, yıkımı, soykırımı yaşamış, görmüş olanlar sizlere gerçek hayatta kalmanın ne olduğunu anlatabilecek insanlardır. Doğada gerçekten yaşam mücadalesi veren insanlar ile bunları konuşun, ilgilenin, öğrenmeye ve anlamaya çalışın. Kendi tecrübelerinizi, kararlarınızı gözden geçirin. Her konuşanın, herkesin lafına da kulak asmayın, mantık süzgecinizden geçirin. Savaşçı dediğimiz insanlar 1 yerlere ulaşıp, orada 1 takım işler yaptığında dünyanın 1 bölümünde ya da tamamında tarihi değiştiren olaylar meydana gelir. youtube kahramanları gibi “please subscribe and hit the like button” diye sona ermez o işler. Ancak bu tamamen başka 1 yazının ve başka 1 başlığın konusudur.

Var olan ile idare etmeyi, her türlü imkanı son zerresine kadar kullanmayı öğrenmeli ve alışkanlık haline getirmelisiniz. Inuitler, eskimolar karaya vuran balinaların ve avladıkları hayvanların kemiklerinden eşya, silah, mobilya ve alet edevat yapıyorlar. "Bu ne lan bildiğin Pril bidonu lan bu" dediğim bidondan Kanada'da köyde herif kızak yapmış; önde geyik, bidonun üzerinde oğlu, kızakla oğlunu çektiriyor. Yeminle Pril bidonu. Okyanusun karaya vurduğu bidonu kullanıp ondan taşıt yapmış adam. Adamın yaşadığı coğrafya o kadar verimsiz, o kadar da sapa ve ulaşılmaz ki; okyanusun kıyıya vurduklarını toplayarak hayatta kalıyorlar. Bu arada denizlerimizi ve doğayı kirletmeyelim arkadaşlar.

İmkanınız varsa evcil hayvan besleyin. Bu size hem sorumluluk almayı öğretecek, hem olası 1 durumda karşılaşabileceğiniz 1 yaban hayvanının ya da sahipsiz evcil hayvanın davranışlarını, duruş ve kompozisyonunu okumanızı öğretecektir. Hem de başta hayvanlar olmak üzere tüm canlılar ile geçinmeyi, 1 arada yaşamayı öğretecektir. Mutlaka köpek şart değil ancak günü geldiğinde sizi, ailenizi ve mülkünüzü savunacak 1 köpek, ya da sırtında sizi taşıyabilecek 1 binek hayvanı, ankara kedisinden daha mantıklı tercih olacaktır. Apartman dairesinde kümes ya da ağıl kurmanız imkansızdır ancak günü geldiğinde 1 ailenin en azından 1 öğünlük gıdasını karşılayabilecek canlı balık akvaryumu doğru 1 tercih olabilecektir.

Bushcraft; tarzancılık oyunudur, ben de keyifle ve severek oynarım ancak bunun hayatta kalmama en ufak 1 etkisinin ya da desteğinin olmayacağını bilerek oynarım. Finli 10 yaşında sapsarı veletler koca koca huş ağaçlarını 2-3 dakikada kütürt diye gözünüzün önünde indirdiğinde; bushcraft nedir, ne değildir diye oturup düşünmenin sırası gelmiştir. Üstelik bu çocuklar -20 derecede ayaklarında bot, çizme olmaksızın yalnızca keçe çorap ile bu işi yapıyorlar. Yukon’da çıplak elle somon avlayan çocukları gördünüz mü ? Görememiş olabilirsiniz, çünkü youtube kanalları yok. Finlandiya'da 10 yaşında çocuklar tahtakale esnafı gibi oturup sabahtan akşama kadar kuksa yapıp satıyorlar. bu o çocukların cep harçlığı ancak o çocuk büyüdüğünde eli her işe yatkın, sorumluluk sahibi insanlar oluyorlar. Kuksa’yı instagrama koyarak like toplamak değil o çocuğun amacı.

Hayatta kalma gerçeğini, hayatı idame ettirme prensiplerini 1 arkadaşınız, kardeşiniz, ağabeyiniz olarak anlatmaya çalıştım. Denizanası ya da salmonella bakterisi değilsek; gün gelecek 1 gün hepimiz öleceğiz ancak amacımız o güne kadar duvara en fazla çiziği sağ sağlim atabilmek. İkinci dünya savaşının en korkulan generali, savaştan sonra at arabasının altında kalıp ölüyorsa; Sovyetler Birliği yıkılmadan önce ve sonrasında Rusya'nın her savaşında, her cephesinde çarpışmış, kendi deyimleri ile "Rusyanın en büyük halk kahramanlarından biri" Moskova'nın göbeğinde güpegündüz motosiklet kazasında ölüyorsa; ve ben yine 1 arkadaşınız, kardeşiniz, ağabeyiniz olarak; 4 deniz kazası, 1 uçak kazası, sayısız dağcılık kazası, sayısız trafik kazası, sayısız zehirlenme, 2 kez hipotermi ve annemi üzebilecek daha pek çok elem, keder, dert yaşadıktan sonra; ve ömrü hayatında afet, yıkım, kıyım, hastalık, savaş, soykırım görmüş; hatta bu koşullar altında çalışan ve çalışacak sivil ve resmi personele eğitim veren 1 kişi olarak şunu da belirtiyorum ki;
    - Öldürmeyen Allah öldürmüyor,
    - Allah sıralı ölüm versin,
    - Ve alnımızda ne yazıyorsa o...

okuduğunuz için teşekkür ederim.
İnsan; hırsızlığa, hak yemeye, sahtekârlığa, dolandırıcılığa, adam kayırmaya, liyâkatsizliğe, ikiyüzlülüğe ve şiddete karşı sıfır tolerans göstermelidir. Bunların dışında kalan her durumu ve sorunu toleransla ele alarak çareler üretmelidir. İşte "hayatı idame" budur.

deserteagle

  • Eylem Cengiz, 49
  • *****
  • 9541
  • Meslek: elektronik ve hab. müh.
  • Yer: İstanbul, Kırklareli
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #382 : 27 Haziran 2016, 10:40:11 »
Paylaşımınız için çok teşekkürler. Sunabileceğiniz bilgileri olabildiğince iyi ve çok alabilmemiz için bir kategorizasyon önerim var.

Teşpih yapıyorum, kusuruma bakmayın. Bu içeriğin bütününün üniversite mezuniyeti olsa siz mezuniyet töreninde konuşulabilecek gibi, ufukta olabilenleri, mezunların eriştiği seviyede en güzel hissedilebilecek gibi özetlemişsiniz. Bunların tümünü bilmek ve başarmak bir insan için çok önemli bir başarı olabilir. Ancak tümünü bir kerede ve kademelendirmeden, tek bir öbek halinde ortaya dökmek yerine insanları adım adım geliştirmek için bu konudaki bilgileri sınıflandırmanın faydalı olabileceğini, kolaydan başlamak ile insanların bu konuda ilerleyebileceğine dair olan inancının da öğrenmeyle birlikte gelişebileceğini ve tecrübeyle sindirişinden sonra bir üst detaylılığı, karmaşıklığı daha iyi hazmedebileceğini düşünüyorum.

Örneğin, bir telefonun çalışma prensibini öğrenmek ile yüzmeyi bilmenin bir sıralamasını yapmak gereklidir. Bu sayede en temel eksikleri hâlâ ortada olan kişinin, daha temel bilgileri almamışken çok teknik detaylara girmekten dolayı kendisinin zirveye yaklaşmış olduğunun sanması önlenir, belki nispeten daha kolay öğrenebileceği şeyler önce öğretilmiş olur, yada belki nispeten daha yaygın bir ölüm riskine karşı önceden çalışılmış olur.

Yani esasen her bilgiye açız ve sizin bilginizi de aynen pervasızca sömürmek, kapmak isteriz. Bunu daha da verimli yapmak için çorba, ana yemek, tatlı sıralamasının olması bu amaca da hizmet edeceğinden tabaklarımızı hem daha çok boşaltıp hem de tüm yemeğin tadına daha iyi varmak anlamında katkı sağlayacaktır.
Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar
Namık Kemal
Instagram'da ben

deserteagle

  • Eylem Cengiz, 49
  • *****
  • 9541
  • Meslek: elektronik ve hab. müh.
  • Yer: İstanbul, Kırklareli
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #383 : 27 Haziran 2016, 10:55:03 »
Forum üyeleri olarak sokaktaki adama göre hayatı idame konusunda biz belki bir iki tık daha iyiyiz ama bir çok insanın, teknolojiye sırtını dönmemiş ve basbayağı okullarda coğrafyayı da iyi notlar alacak kadar okumuş da olsalar, kafalarını kaldırmadıkları o cep telefonlarında bir harita uygulaması dahi bulundurup kullanmadıklarını, yer, yön tarifi yapamadıklarını, kitaplıktaki hangi kitabı kast ettiklerini dahi "üstten ikinci raftaki kırmızı kitap" gibi tarif edemeyip "Şu kitap, ya şu kitap işte anlamadın mı?" diye tarif ettiklerini görüyorum. Öncelikle insanların eksiklerinin ne kadar vahim olduğunu onlara göstermek, ne kadar basit, ne kadar akla gelmez hatalara düştüklerini, ne kadar tedbirsiz oolduklarını göstermek gerek. Yoksa böyle kıymetli bilgilere bakıp burun kıvırabilecekleriini düşünecekler.

Geçenlerde Yoğurtçu parkında kulaklıkla müzik dinleyen üniversiteli bir kız parkın içinde bir kamyon tarafından ezildi. Daha çevrenin farkında olma gereğini ihmal edebiliyoruz. Böyle çok büyük ama gündelik hayatta çok ihmal edilen hatalara karşı edinmemiz gereken bilince maalesef çok ihtiyacımız var.

Bu kadar temel hatalardan belki bahsetmek zorunda kalmak bile üzücü ama tüm kaliteli bilgiler yanında böyle bahsini etmek gerekeceğini bile düşünmediğimiz bilgileri de öncelikle kapsamamız gerekecek.

« Son Düzenleme: 27 Haziran 2016, 10:56:39 Gönderen: deserteagle »
Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar
Namık Kemal
Instagram'da ben

deserteagle

  • Eylem Cengiz, 49
  • *****
  • 9541
  • Meslek: elektronik ve hab. müh.
  • Yer: İstanbul, Kırklareli
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #384 : 27 Haziran 2016, 11:09:18 »
Hayatı idame ie ilgili paylaşımları bir iki başlık altına yığmak sanırım bilgileri tasnif açısından olsun, katılımın çokluğuna olanak vermesi açısından olsun kısıtlayıcı olacak. Belki Hayatı idame ile ilgili paylaşımlar için ayrı bir alan açmamız iyi olacaktır diye düşünmeye başladım.
Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar
Namık Kemal
Instagram'da ben

emin albayrak

  • *****
  • 3909
  • Meslek: grafik tasarımcı - 1979
  • Yer: istanbul / üsküdar
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #385 : 27 Haziran 2016, 11:56:32 »
Güven bey, zahmet edip yazmışsınız, bilgilerinizi paylaşmışsınız, teşekkür ederiz  :2up
testinin içinde ne varsa, dışına da o sızar...

www.instagram.com/mim_emin/

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #386 : 28 Haziran 2016, 01:37:33 »
Okumak epey zamanımı aldı.
Güzel paylaşım :2up
Sefa Hocamın dedigi gibi; bu başlık ciddi bir başvuru kaynağı olacak yakında :)
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

hüseyin75

  • ***
  • 937
  • Yer: Silifke
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #387 : 29 Haziran 2016, 00:27:42 »
İlk başta okumak gözümü korkutsada zevkle okudum. Teşekkür ederim. Ekleyeceğim tek şey iki ay gece gündüz kaçkarlarda çobanlık yapmış biri olarak. Doğada insanın en büyük yardımcısı iyi bir cins köpek hatta imkan varsa bir kaçtane.  Ama şimdi sokaklarda başı boş açlıktan zayıflamış köpekleri görünce insanlığımdan utanıyorum. Saygılar.

sezerss

  • *
  • 33
  • Meslek: öğrenci
  • Yer: bursa
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #388 : 29 Haziran 2016, 00:30:01 »
Güzel paylaşım teşekkürler.

vözvölö

  • ***
  • 395
  • Onur Arkut
  • Meslek: esnaf
  • Yer: bolu gerede
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #389 : 10 Temmuz 2016, 21:46:01 »
Bu gün yaylada bir çakmaktaşı buldum, akşamdan beri elimde demir parçalari uğraşıyorum ama nafile, dolaptan çıkardığım kupkuru pamuk parçasını bile tutuşturamadım. Doğada açık havada hele ki burasi gibi rakımın 1500metrenin üzerinde olduğu bir yerde önceden hazırlık yapmaksızın doğadan o anda temin edilen malzemelerle bu taşı kullanarak hiç kimsenin ateş yakabileceğini düşünmüyorum. Bi kere çelik seçiyo namussuz, inşaat demirini beğenmedi, rulmandan dövdüğüm su verirken çatlattığım bıçağı da beğenmedi, ortası makas çeliği yanlari demir olan san mai bıçağımın sırtını da beğenmedi. Halbuki bunlar hep karbon çeliği sayilir. Bunalarla yaptığım denemelerde ya hiç kıvılcım çıkmadı, yada çok cüzi miktarda kivilcim çıktı. En son eğe ile denemelere başladim, eğenin ön arka ve tırtıklı olan yan yüzünden de çok zayif kıvılcımlar elde ettim ama taş da baya deforme oldu, eğenin düz olan diğer yan kısmından ise süper kıvılcımlar çıkarmayi başardiysam da başta dediğim gibi bu kıvılcımlarla herhangi bir malzemeyi tutuşturabilmek çok zor. Şimdilik ellerim yara bere içinde kaldığı için ara verdim. Daha sonra birde piknik tüpü tutuşturmayi deneyeceğim, eğer tüpü tutuşturmayı becerebilirsem farklı malzemelerle kendimi geliştirmeye çalışacağım. Beceremezsem de daha işin başındayken bu sevdadan vazgeçeceğim.
« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2016, 21:48:32 Gönderen: vözvölö »

deserteagle

  • Eylem Cengiz, 49
  • *****
  • 9541
  • Meslek: elektronik ve hab. müh.
  • Yer: İstanbul, Kırklareli
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #390 : 11 Temmuz 2016, 02:49:14 »
Çelikten kıvılcım çıkarmanın iki sırrı var:

1. Çeliğin kıvılcım testinde çıkardığı kıvılcımlar. En işinize yarayacak kıvılcım resminin karşısındaki çeliği aramalısınız. Tercihim yeterince karbonu olan ve üzerinde taşıdığı gerilim çok olan çelik (yani su verilmiş haldeki çelik) olur. Yada çok düşünmeden kıvılcım testi sonucuna bakarak çeliği seçin, olsun bitsin.  ;)

2. Çelikten parça koparabilecek kadar sert, keskin kenarlı ve bu kenarları bir çok çakma boyunca koruyabilecek bir taş.
Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar
Namık Kemal
Instagram'da ben

zucchero

  • -Bora-
  • ***
  • 423
  • Meslek: Memur
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #391 : 11 Temmuz 2016, 11:40:48 »
https://vimeo.com/47355668

Vözvölö karbon oranı yüksek çelik(Ör.1075 veya eğe çeliği) ve keskin bir çakmaktaşı yeterli. Kav olarak kömürleşmiş kumaş öneririm.

Taş parçası çelikten ufak parçalar koparacak şekilde çok ufak bir açıyla değmeli.

Yukarıdaki video belki yardımcı olur.
« Son Düzenleme: 11 Temmuz 2016, 11:53:28 Gönderen: zucchero »

Sergun

  • ***
  • 79
  • Sergun Özülgen, 1965 instagram: @sergunozulgen
    • pinterest
  • Meslek: Eczane Çalışanı
  • Yer: izmir
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #392 : 12 Temmuz 2016, 13:36:31 »
Çelikten kıvılcım çıkarmanın iki sırrı var:

1. Çeliğin kıvılcım testinde çıkardığı kıvılcımlar. En işinize yarayacak kıvılcım resminin karşısındaki çeliği aramalısınız. Tercihim yeterince karbonu olan ve üzerinde taşıdığı gerilim çok olan çelik (yani su verilmiş haldeki çelik) olur. Yada çok düşünmeden kıvılcım testi sonucuna bakarak çeliği seçin, olsun bitsin.  ;)

2. Çelikten parça koparabilecek kadar sert, keskin kenarlı ve bu kenarları bir çok çakma boyunca koruyabilecek bir taş.

https://vimeo.com/47355668

Vözvölö karbon oranı yüksek çelik(Ör.1075 veya eğe çeliği) ve keskin bir çakmaktaşı yeterli. Kav olarak kömürleşmiş kumaş öneririm.

Taş parçası çelikten ufak parçalar koparacak şekilde çok ufak bir açıyla değmeli.

Yukarıdaki video belki yardımcı olur.

+1000

Kav olarak kumaş kömürü en iyi sonucu veriyor. Çakmak taşını aşağı yukarı 45 derece açıyla tutmalısın. El alışkanlığı edinince tek çakışta bile tutuşturabilirsin.

Kesinlikle piknik tüpüyle deneme. Dışarıda bile yapsan sen kıvılcım çıkarıncaya kadar tüpten çıkan gaz havada birikecek, kıvılcımla birlikte yoğun bir ateşin ortasında kalacaksın. Çok tehlikeli.

Kutsal

  • ***
  • 2124
  • Meslek: Çırak-48
  • Yer: Ankara
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #393 : 19 Eylül 2016, 01:54:01 »
Valla bekledim bekledim devamı gelmedi :(
Ben hala youtube'dan öğrenmeye devam ediyorum.

Bu çocuğu ve yaptıklarını gerçekten çok seviyorum. İçimde hemen çantayı alıp gitmek tutkusu yaratıyor :D
Neyse, yarın mesai var.
Emekliliğe kadar bir kaç yıl daha...

https://youtu.be/q9AoGc-OTCk
https://instagram.com/bulent.kutsal?igshid=viq8lfcnxydl
------------------------------------------------------
Those who do not move, do not notice their chains.Rosa Luxemburg.

efsome

  • *
  • 6
  • Efe
  • Meslek: şimdilik işsiz
  • Yer: istanbul-adana
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #394 : 11 Aralık 2016, 11:52:39 »
  20 sayfada yazılanları bir oturuşta okudum  :) çok faydalı bilgiler var, özellikle kutsal ve guven isimli kullanıcıların uzun yazıları ve diğer arkadaşların başlarından geçenleri tahlil etmek paha biçilemez.

  Benim şu an bilmek istediğim şeyler ilk etapta,

Türkiye'de yaşayan

Hangi yılan ve böcekler çok zehirlidir?

Hangi canlılar işlendikten sonra bile yenmez veya yenmesi tavsiye edilmez? Niçin?

Bildiğim kadarıyla türkiye'de eti yenmeyen kuş yok. Bu doğru mu? (etinin tadının berbat olması ayrı bir konu  :D )

Şimdilik bu kadar.

Eskiden mantarlara biraz merakım vardı ama ayırt etmenin zorluğu ve zehirli bir türün bir lokmasının karaciğeri iflas ettirmesi fayda/zarar hesabını tamamen tersine çevirdi  ::)

Bir arkadaş egede yetişen yenilebilir bitkilerle iç anadolu'dakiler tamamen farklı demiş. Bırakın buraları, Tüm dünyaya yayılmış yabani otlar var, mesela en yaygın olan bildiğim kadarıyla, eskiden tohumlarına üfürdüğümüz hindiba  ;) ilk önce bunları tanıyarak başlayabiliriz.

Tabi şunu unutmamak lazım, kalorisi neredeyse sıfır olan yeşil bitkilerle, böcekle, 1-2 tavşan veya kuşla gün geçmez. Bunlar evcil hayvanların olmadığı durumlarda kalori bakımından zengin yani tahıllar&baklagillere takviye olabilir.

kultur

  • *
  • 3
  • Meslek: mühendis
  • Yer: istanbul
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #395 : 14 Şubat 2018, 12:51:35 »
forma üye herkes çok zor koşullar altında hayatını bir şeklide kurtarabilecek vaziyette. ama bu duruma hazırlıksız veya konu ile ilgilenmeye yeni başlamış benim gibi kişilerde var. insanın doğada tek başına kaldığında nasıl bir vaziyetle karşılaşacağını bence güven bey gayet net bir şekilde ortaya koymuş. ancak onun yazısında da nasıl problemlerle karşılaşılabilineceği konularında bilgiler var ama nasıl hazırlık yapılacağı hakkında bence yeterli bilgi yoktur.

bunun yanında şehirde işimizde evimizde yaşarken meydana gelen ani olaylarda (deprem, savaş gibi) ailemizi alıp şehri terk etmemizi gerektiren durumlarda ne yapmamız veya nasıl davranmamız gerektiği konularında bir acil durum planı hazırlama konusunda detaylı bir eğitim, hazırlık kitabı var mıdır? bu konularda yardımcı olabilir misiniz?


CANER AKSU

  • ***
  • 75
  • 44
  • Yer: İstanbul
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #396 : 14 Şubat 2018, 14:40:36 »
Aradığınız konularda Türkçe yazılı bir kaynak bulmak çok zor. Yabancı dil ile aranız iyiyse, İngilizce ulaşabileceğiniz kaynak çok fazla.
Amerikalılar bu konuda çok takıntılı ve çok geniş döküman bulmak mümkün.

"Bug Out bag", "72 hours bob", "72 hours bob preparing" şeklinde google araması yaptığınızda bol miktarda yazılı ve görsel kaynağa ulaşabilirsiniz.

kultur

  • *
  • 3
  • Meslek: mühendis
  • Yer: istanbul
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #397 : 14 Şubat 2018, 15:58:05 »
Aradığınız konularda Türkçe yazılı bir kaynak bulmak çok zor. Yabancı dil ile aranız iyiyse, İngilizce ulaşabileceğiniz kaynak çok fazla.
Amerikalılar bu konuda çok takıntılı ve çok geniş döküman bulmak mümkün.

"Bug Out bag", "72 hours bob", "72 hours bob preparing" şeklinde google araması yaptığınızda bol miktarda yazılı ve görsel kaynağa ulaşabilirsiniz.

alet işler el övünür diye bir atasözümüz var. zor durumda gerekli ekipmanların, malzemelerin yanımızda olmasında tabiki büyük fayda var. ama bence "bug out bag" benzeri çantayı hazırlamak en kolayı diye düşünüyorum. dediğiniz gibi amerikalılar bu konuda detaylı şekilde kafa yormuşlar. onların yaptıklarını inceleyerek tükiyedeki yaşam koşullarına uygun olarak çanta düzenlene bilir diye düşünüyorum.
benim kafamı meşgul güven beyin yazısında belirttiği eden kişisel hazırlık kısmı. naçizane yazıdan anladığım kadarıyla birkaç başlık altında yazıyı tekrar etmek isterim.
1-genetik faktörler
2-fiziksel fitness
3-mental fitnes
4-hafıza ve çok yönlü düşünme
5-anatomi ve ilkyardım
6-coğrafya bilgisi
7-zehirlenme durumunda yapılacaklar
8-tırmanış bilgisi
9-harita bilgisi
10-telsiz ve iletişim bilgisi
11-bitkiler (hangisi yenilir, hangisi zehirli)
12-deneyim transferi (deprem zedeler, kazazedeler vb)
bu konularda nasıl olarak hazırlanabiliriz.

CANER AKSU

  • ***
  • 75
  • 44
  • Yer: İstanbul
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #398 : 14 Şubat 2018, 19:46:49 »
o kadar geniş bir konu ki bunlar, teknik bilgiler, kimya ve fizik bilgileri, coğrafya, anatomi, zooloji, bitkibilim, psikoloji, sosyoloji konularında bolca araştırma ve öğrenme yapmak gerekiyor. Kısacası kısa sürede hazırlanmak, hele ki birkaç kitap okuyarak olması bana pek mümkün görünmüyor. Burada yazarak anlatmak da pek kolay iş değil kendi adıma.
 
Fırsat buldukça kafanızda senaryolar oluşturup o durum içerisinde nasıl davranacağınızı, nelere ihtiyaç duyabileceğinizi, sorunları nasıl bertaraf edebileceğinizi kafanızda kurgulayarak mümkünse not almanız.
 
Biraz paranoyaklık gibi görünüyor ama hayatta kalanlar çoğunlukla paranoyak davranışlar gösterip kendini önceden hazırlayanlar olur.

kultur

  • *
  • 3
  • Meslek: mühendis
  • Yer: istanbul
Ynt: Doğada, Zor Koşullarda Yaşamı Devam Ettirme Teknikleri
« Yanıtla #399 : 16 Şubat 2018, 09:17:59 »
haklısınız caner bey. kısa zamanda iki kitap okuyup iki video izleyerek öğrenilebilecek şeyler değil.