Ben de forumun kampçıları arasındayım. Ama ben evlendikten sonra kamp işlerine başladım, dolayısıyla yoğun olarak camping tesislerini tercih ediyorum.
Şimdiye kadar gittiğim ve tavsiye edebileceğim yerlerin başında Erdek Ant Camping geliyor. TR'de bildiğim kadarıyla ADAC üyesi tek tesis. Her gittiğimde illa yabancı plakalı bir motosiklet yada karavan görüyorum. Dev çam ağaçları arasında denize sıfır bir yer. Mutfak, buzdolabı, ocak, banyo, duş, ve elektrik hizmeti ücretin içinde. Akşam 7'den sonra free interneti de açıyor. Gündüz açmamasının sebebi ise doğada gezin, kitap okuyun, denizde yüzün diye.

Sahibi Ahmet abi eski dağcılardan olduğu için doğaya önem veren biri. Çöp ve gürültü konusunda çok hassas. Yan komşunuzu rahatsız edebileceğiniz bir müzik yada çok fazla aydınlatıcı ışık açarsanız hemen gelip uyarıyor. Disiplinli bir yer, kimse sizi rahatsız edemiyor. İçeride yiyecek-içecek satılmıyor. Hemen yakındaki köylerin esnafından alışveriş yapın diye yönlendiriyorlar. Burası güzelmiş, haftasonu bir kahvaltı yapıp gidelim olmuyor. Gündelikcileri almıyorlar. Öğlen 12'de bile ağaçlar tesisin bir çok kısmını gölge ile kapatabiliyor. Ağaçlar nizami şekilde dikilmiş gibi zaten. Çam ağaçları dibinde uyumak harika bir duygu. Bu tesisi o açıdan çok beğeniyorum.
Hemen bitişiğinde ise Ahmet abinin kardeşine ait olan fakat işletmesini öğretmen bir çiftin yaptığı Kapıdağ Camping var. Aynı ağaçların devamı burada da var sadece aradan bir tel çit geçiyor. Burayı genellikle uzun dönem kampçılar, yerleşik hayata geçmiş pansiyoncular tercih ediyor. Çoluk çocuk gürültüsü epey fazla olur, arabalarını çadırlarının yanına çekmek isteyen dayılar görebilirsiniz, naylon branda ile çadırına veranda yapan dayılar görebilirsiniz.

O açıdan pek camping kafasında bir yer değil.
Cunda Ada Camping, kamp tesislerinin 5 yıldızlısı gibi birşey.

Buraya senede bir kez falan gidebiliyoruz. Hem Bursa'ya nispeten uzak hem de konaklama ücretleri diğer yerlere göre biraz daha yüksek. Aynı şekilde Mutfak, tüp, WC, duş, elektrik hatta deniz kenarındaki şezlong+şemsiye bile ücrete dahil. Sadece buzdolabı isterseniz extra fark istiyorlar. Kendi restoranı ve barı da var. Kendiniz yemek yapmak istemiyorsanız buradan hazır yiyip içebilirsiniz. Zaten haftasonları sadece kahvaltıya gelenler de oluyor. Kız kıza takılan guruplar, erken saatlerde güneşin doğuşunu selamlayan ablalar, biz mangalımızı yakamadık diye gelip yardım isteyen hatunların genellikle tercih ettiği mekandır.

Denizi, manzarası, kumu gayet güzel. Ama çadırlar için doğal bir gölge alan yok. Sazlıklardan yapay gölgelik yapmışlar. Onların altına çadırınızı kurabiliyorsunuz. Her çadır için seyyar masa sandalye var. Kendiniz masa sandalye taşımanıza gerek yok. Çadırcı değilseniz bungalov evler de var. Cunda'ya yakın olanların en az bir kere görmesi gereken bir yer.
Bozcaada Ada Camping zeytin tarlasından hallice bir yer.

Geçen sene gitmediğimiz için güncel fiyatlarını hatırlamıyorum ama Cunda Ada Camping kadar pahalı değildi. Genelde öğrencilerin ve gençlerin tercih ettiği bir yer. Tuvalet, duş, ortak noktada priz gibi imkanlar var. Tesisin çok bir doğal güzelliği yok. Geniş ve şirin bir bahçesi var. Deniz için 5-10 dk. kadar yürümeniz gerekiyor. Sonrasında sahipsiz bir kumsala çıkıyorsunuz ağaçlar arasından. Şezlong, şemsiye gibi hizmetler yok. Zaten tesisle ilgisi olmayan boş bir koy. Yakın olduğu için bu tesiste kalanlar genellikle bu koyu tercih ediyor. Bozcaada'nın suyu soğuk olduğu için, üstüne bir de bu derece imkansızlıklar olunca ben pek keyif alamamıştım. Sırf Günbatımı diye tabir edilen rüzgar gülleri için gittiğim Bozcaada'da kalmak için tercih ettiğim bir yer.
Şirince Kayserkaya Camping mevki olarak güzel bir yerde, Matematik Köyü'nün hemen yanında doğal güzelliği ve manzarası iyi olan bir tesis. Duş, WC, lavabo hizmeti olan ve ortak noktada elektrik prizleri olan camping tesisi. Şirince köyünü yada Matematik Köyü'nü gezmek için giderseniz kalabileceğiniz bir yer. Özellikle kamp yapmaya giderseniz yanınızda masa-sandalye götürmelisiniz ve muhtemelen çok sıkılırsınız. Denizle bir alakası yok ama küçük bir havuzu var.
Bolu Yedigöller nihayet tactical pantalonumu giyip, kemerime bıçak kılıfını takabildiğim ilk kamp alanı.

Sosyal tesislerden ve şorttan kurtulup doğada kamp yapmaya yaklaştığım ilk yer burası. Aslında bir milli park ve içeride devriye gezen güvenlikler var. Tabi park o kadar büyük ki, güvenlikleri ancak günde 1 kez görebilirsiniz. Hafta sonları dehşet kalabalık oluyor. Otobüslerle akın akın gelen ve çadırların aralarında gezen emekli teyzelerden fırsat bulursanız kafa dinleyebilirsiniz. Şiddetle hafta içi gidilmesini öneririm. Göllerin etrafı ağaç trabzanlarla çevrili. Balkon gibi alanlar yapmışlar. Doğal güzelliği harika. Eğer fotoğrafa meraklıysanız ve göl üzerinde rengarenk yapraklar görmek isterseniz mutlaka sonbaharda gitmelisiniz. Uyarayım feci soğuk oluyor. Park içinde sadece tuvalet var. Başka bir imkan yok. İçme suyunuzu bile stoklu götürmelisiniz. Güvenlikler geldiğinde ateşe biraz söyleniyorlar. Tamam deyip gönderdikten sonra kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. O gün içinde tekrar görmezsiniz. Ulaşım biraz sıkıntılı, yolu kötüydü. O yol üzerinde bir maden işletmesi var ve kamyonları yüzünden yolun uzunca bir bölümü toz toprak. Ama her türlü olumsuzluğa ramen doğal güzelliğiyle harika bir yer.
Benim deneyimlediğim yerler kısaca buralar. Sizin de buralara yada Bursa'ya yakın bir yere kamp için gelme fikriniz olursa mutlaka haberleşelim. Bütün kış havaların düzelmesini ve kamp yapabilmeyi bekledim. Bol bıçaklı, bol sohbetli ve eğlenceli bir kamp olur diye düşünüyorum.
