Bıçak Sanatı - Forum

Bıçak sanatında estetik ve fonksiyonellik

emrekipmen

  • *****
  • 6065
    • Seçme Bıçaklar Albümüm
  • Yer: Bodrum
Bıçak sanatında estetik ve fonksiyonellik
« : 15 Ağustos 2010, 13:59:39 »
Merhaba arkadaşlar,

Bugün 20. yy sanat tarihi hakkında bir video izliyordum (http://mitworld.mit.edu/video/808). Video Cambridge fizik profesörlerinden Walter Levin'in sanat tarihi üzerine yaptığı konuşma. Bu videoyu izlerken Haberler bölümünde dün koyduğum Serge'nin çalışması aklıma geldi. Bıçak konusu daha 20.yy'ın son yıllarında sanatsal olarak ele alınmaya başlanmış bir konu. Daha öncesi daha çok zanaat alanındaydı.

İlgimi çeken konu bıçağın fonksiyoneliğinden sapmadan sanatta çığır açan gelişmeler. Bıçak benim gibi insanlar için boş bir tuval gibi, içini nasıl dolduracağım konusu benim için her zaman en çok kafa yorup zaman harcadığım mesele. Çoğunlukla sade ve fonksiyonel şeyler yapmayı seviyorum, ama en çok gurur duyduğum çalışmalarım geleneksel çizgiden çıkıp kendime ait bir tarz geliştirdiğim çalışmalar oluyor.

Fonksiyonellik'ten de uzaklaşık avangarda sapan örnekler var, örneğin bazı Rusnak örnekleri gibi. Bunlar artık müzelik eserler durumunda. Ancak hem kullanıcının kullanmayı düşüneceği, yine de daha önce denenmemiş bir sanatsal çizgisi olan eserler yapmak hayalimde.
Bu konuda düşünceleriniz, sevdiğiniz ustaların sizce çığır açan çalışmaları, bundan sonra dünyada nasıl bir gelişme olacağı konusundaki tahminlerinizi merak ediyorum.

Kipmen Sanat web sitesi

spyderCollector

  • ***
  • 2758
  • mehmet 1967
  • Meslek: mimar
  • Yer: Kocaeli
Ynt: Bıçak sanatında estetik ve fonksiyonellik
« Yanıtla #1 : 23 Ağustos 2010, 00:35:33 »
Maalesef günümüzde her alanda sanatsal çalışmalar adı altında, felsefesi olmayan ve altı  tamamen boş ürünler etrafımızı sarmış durumda...

Ufacık fiyata bir bıçak alırken de, koskocaman para ödeyip ( bunun %60'ı ötv-kdv-hadeve gibi vergiler de olsa) bir araba alırken de bunu yaşıyoruz. İşin ilginç tarafı alan kişilerin çoğu bundan memnun.
-Vaaaay be ne mal aldım, şu güzelliğe bak diye öğünürken, ben kenardan
-Anlamayan benim herhalde, var bende bir arıza.. diye düşünüp mide sancılarıyla seyrediyorum o ürünü.

Tasarımcısına iyi paralar ödenerek meydana çıkarılan ve arkasında ciddi bir Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) olan ve  bir çok açıdan Çok güzel ve estetik diyebileceğimiz bir tasarım ( oran ve orantıları, malzeme seçimi, renk seçimleri ve aksesuarlarıyla bir bütün olarak ) daha sonra tasarımcısına para ödememek adına sağından solundan kırpılıp bir kaç uyduruk ilave yapılıp yeni ürün diye piyasaya sürülüyor. Sonuçta KİÇ dediğimiz ürünler vitrinlere, tezgahlara bol bol akın ediyor.
Tasarımda veya sanatta ''kitsch'' *  dediğimiz bu ürünler maalesef halkın memnuniyet kaynağı oldukça, yaptığı tasarımı belirli bir felsefeye ve çizgiye oturtmaya-dayandırmaya çalışan pek çok sanatkar anlaşılmaz tuhaf adamlar olarak kalacaktır eminim.







Kitsch
Vikipedi, özgür ansiklopedi,

Kitsch ('Kiç' diye okunur) varolan bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı sınıflandırmak-ifade etmek için kullanılan Almanca bir terimdir. Bu terim ayrıca, kibirli ve bayağı bir tada sahip şeylere ve ticari kaygılarla üretilmiş olan banal ve sıkıcı ürünlere gönderme yaparken de kullanılır.

 
'' Kem Alat'la, Kemalat  olmaz ! ''

Ynt: Bıçak sanatında estetik ve fonksiyonellik
« Yanıtla #2 : 23 Ağustos 2010, 00:56:04 »
Uzunca bir süre forumdan ayrı kalınca araya bir alay okunmamuş şey giriyor, bu başlığı da daha yeni farkettim. Bıçak konusunda, sanatsal değeri yüksek, işlevselliği neredeyse ikinci plana itilmiş görsel tatmine yönelik "sanat eserleri" çok fazla ilgimi çekmiyor. Örneğin Buster Warenskinin eserlerine saygı duyarak bakıyorum, üzerindeki detay işlemelere şapka çıkarıyorum ama onlara bakışım sadece bundan ibaret. Aynı şeyleri Gerhard Wieland için söyleyemem, ustanın bıçaklarına bakmak gerçekten çok doyurucu.
Bana kalırsa bıçak sanatı şu an neredeyse bir döngüye girdi, yapılmayan bir şey yok gibi, elbette günden güne değişen ve gelişen teknolojiye dayalı bakış açısı ve estetik anlayışından kaynaklı yeni tasarımlar çıkacaktır ancak daha önce tutturulmamış bir çizgi tutturmak biraz zor. Belki bu yaşananlarda temel neden interaktif ortam, herkesin birbirinden haberi var, herkes öyle ya da böyle ister istemez birbirinden etkileniyor.Tanınmadık bilinmedik bir model, teknik vs neredeyse kalmadı. Hatta zaman zaman unutulan eski teknikleri didikleyip yeniden yapmak belki de bu nedenle, kimbilir...

emrekipmen

  • *****
  • 6065
    • Seçme Bıçaklar Albümüm
  • Yer: Bodrum
Ynt: Bıçak sanatında estetik ve fonksiyonellik
« Yanıtla #3 : 23 Ağustos 2010, 02:44:14 »
Tam da aradığım cevaplar ve bakış açıları, sağolun arkadaşlar...

Bir noktada daha bu konuya bit atayım o zaman.

Bıçağın aslında zamanla daha az kullanılan ve kullanım bıçağı denilen meretin bir ekmek fiyatına olduğu bir çağdayız. Geçenlerde aldığım (Yatağan'dan) bir çin sustalı çakısı bire bir bir Amerikan yapımın kopyası sadece 8 lira kadardı. Bir genel mutfak bıçağı 3-5 lira. Ancak bunun el yapımı benzeri 100 liradan aşağı değildir. Sustalı ise 300 doların aşağısında olamaz.

Burada aslında merak ettiğim, müşterinin önünde milyonlarca seçenek varken neden bir Warenski'ye 1 milyon dolar ödesin, ya da bir Weiland'a 10larca bin dolar? Nedeni bence aslında o bıçağın öncelikle bir sanat eseri olmasında değil mi? Yani bıçak olarak aynı performansta bir-iki yüz liraya da aynı tür bir bıçak alabilirsiniz. Neden ben bile 3-5 bin lira verip Bruce Bump av bıçağı almaktan gocunmayayım?

Sefa Ustam, doğrusun,tanınmadık-bilinmedik bir teknik pek yok, patenti alınan bir çok teknik bile artık kolaylıkla hobici yapımcılar tarafından tekrarlanabiliyor. Zaten bunu vurgulamak istiyordum: Teknik ve performansın en mükemmel olduğu iki örnekten hangisinin gerçekten bir başyapıt olduğu onun estetik yaklaşımında bence.

Kullanıma dönük bıçak bulmak zor değil, bunun seri üretiminin önünde de pek bir engel yok. Peki biz ne b*k yemeye bunlarla uğraşıyoruz ?  ;D Yani ben biyerlerimi yırtayım bir av bıçağı yapmak için, neden alıcı 3 kuruşa fabrikasyon bıçak yerine benimkini alsın ki? Evet, belki detaylarda daha kusursuz benim yaptığım, belki bir miktar performans farkı var, ancak sonuçta diğeri de çoğunlukla müşterinin işini görüyor. Müşterimin gelip de benim bıçağımı almasında ne kadar fonksiyonellik ne kadar estetik kaygılar rol oynuyor?
Kişisel fikrim nerdeyse %50 %50, ama bunun nedeni yaptıklarımın sade ve fonksiyon ağırlıklı olmasındandır. Ancak bir Weiland ustanın müşterisi böyle mi yaklaşıyordur olaya? Bu konuda şüphelerim var...   ::)

Kipmen Sanat web sitesi

emrekipmen

  • *****
  • 6065
    • Seçme Bıçaklar Albümüm
  • Yer: Bodrum
Ynt: Bıçak sanatında estetik ve fonksiyonellik
« Yanıtla #4 : 23 Ağustos 2010, 03:06:30 »
Maalesef günümüzde her alanda sanatsal çalışmalar adı altında, felsefesi olmayan ve altı  tamamen boş ürünler etrafımızı sarmış durumda...

Ufacık fiyata bir bıçak alırken de, koskocaman para ödeyip ( bunun %60'ı ötv-kdv-hadeve gibi vergiler de olsa) bir araba alırken de bunu yaşıyoruz. İşin ilginç tarafı alan kişilerin çoğu bundan memnun.
-Vaaaay be ne mal aldım, şu güzelliğe bak diye öğünürken, ben kenardan
-Anlamayan benim herhalde, var bende bir arıza.. diye düşünüp mide sancılarıyla seyrediyorum o ürünü.

Tasarımcısına iyi paralar ödenerek meydana çıkarılan ve arkasında ciddi bir Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) olan ve  bir çok açıdan Çok güzel ve estetik diyebileceğimiz bir tasarım ( oran ve orantıları, malzeme seçimi, renk seçimleri ve aksesuarlarıyla bir bütün olarak ) daha sonra tasarımcısına para ödememek adına sağından solundan kırpılıp bir kaç uyduruk ilave yapılıp yeni ürün diye piyasaya sürülüyor. Sonuçta KİÇ dediğimiz ürünler vitrinlere, tezgahlara bol bol akın ediyor.
Tasarımda veya sanatta ''kitsch'' *  dediğimiz bu ürünler maalesef halkın memnuniyet kaynağı oldukça, yaptığı tasarımı belirli bir felsefeye ve çizgiye oturtmaya-dayandırmaya çalışan pek çok sanatkar anlaşılmaz tuhaf adamlar olarak kalacaktır eminim.







Kitsch
Vikipedi, özgür ansiklopedi,

Kitsch ('Kiç' diye okunur) varolan bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı sınıflandırmak-ifade etmek için kullanılan Almanca bir terimdir. Bu terim ayrıca, kibirli ve bayağı bir tada sahip şeylere ve ticari kaygılarla üretilmiş olan banal ve sıkıcı ürünlere gönderme yaparken de kullanılır.



Geçenlerde arabamı satmıştım, 2008 orjinal Punto. Giugiaro tasarımı gerçekten kendini gösteriyordu. Çok çok sevdiğim arabamı satarken yeni Punto'lara da bakma imkanım olmuştu. Vitrinde gördüğüm arabanın 2010 model bir Punto olduğunu öğrenene kadar onun başka bir model olduğunu sanarak izlemiştim. Tüm o yumuşak kadınsı çizgiler gitmiş, ancak güçlü hissi veren o maserratti çizgisi de yok olmuş, tipik bir Japon şehir arabasına dönüşmüş. Arabanın kenarına baktım, usta tasarımcının imzası artık bunlarda yok... Ancak artık insanlar bunu alıyorlar, neden? Elektronik birkaç tane daha fazla zımbırtısı varmış, vs... Acınası bir durum aslında, bir eseri gerçekten bir başyapıt yapan özelliklerini kaldırıp sadece fonksiyonelliğe yönelirseniz kaybettiğiniz şey, Sefa ustanın "göz doldurma" dediği his olur. Artık Punto Evo bir araba, ama orjinal Giugiaro tasarımı Grande Punto arabadan daha fazla bişeydi... Kitch ve populizm el ele yürüyor.

Kipmen Sanat web sitesi

Ynt: Bıçak sanatında estetik ve fonksiyonellik
« Yanıtla #5 : 23 Ağustos 2010, 03:13:03 »
Hmm konuyu derinleştiriyorsunuz, populizm filan girince konuşacak çok şey var. Bu işi aceleye getirmemeliyim ;)

emin albayrak

  • *****
  • 3901
  • Meslek: grafik tasarımcı - 1979
  • Yer: istanbul / üsküdar
Ynt: Bıçak sanatında estetik ve fonksiyonellik
« Yanıtla #6 : 23 Ağustos 2010, 11:49:06 »
boyumdan büyük laflar etmek istemem ama bir kaç kanaatimi de belirtmeden geçmeyeyim bu konuyu.

yemek içmek gibi temel ihtiyaçlar giderildikten sonra insanlar etrafa bakmaya başlar. çevre ile ilişkilerini düzenlemeye gayret eder. bu gayret bir süre sonra, ihtiyaçlar azaldıkça, sosyal konumu yükseltmek amacı taşır. günde 15-17 saat çalışan bir kişinin, özellikle kol işçisinin geçimini sağlamaktan başka bir düşüncesi yoktur, olamaz da. dikkatini bu meselenin dışına kaydıramaz ve araya boşluklar yerleştiremez. ve maalesef bu denli çok çalışmasına rağmen yaşam standardı orta çizgiden yukarı pek çıkamaz. oysa çalıştığı zaman ile kazandığı para arasındaki ilişki "ters" olan bireyler de vardır. bir milyonerin gözbebeği oğlu, ya da bir ultra zenginin varisi. bu kişilerin "kazanmak" ile olan ilişkileri bitmiş, yerine "harcama" durumu gelmiştir. harcarken de, bu yaptığı harcamaların "eşsiz" olmasını arzu ederler. kendilerine "eşsizlik" katacak ürünler alıp, benliklerini yükseltmeyi amaçlarlar. dün bebek sahilinde benimle aynı trafikte kalmış, zavallı bugatti veyron ( http://autobaku.az/photo/Bugatti_veyron_in_Tokyo.jpg ) sahibi kişi alabileceği en lüks spor arabayı almış, fakat performansı gereği kullanamıyordu. ki istanbul da zaten hiç bir şekilde performansı gereği kullanamayacağını bile bile alınmış bir spor araba o. fakat neden alındı? çünkü alınabilecekler içinde en iyisi o. neye göre en iyisi o? fiyatı en yüksek olan o çünkü. bizler, iyinin az olacağına, az olanın da pahalı olacağına inanan bir ekonomik değerler sistemi içinde yaşıyoruz. ve fakat evet gerçekten de bugatti veyron en iyisidir. ya da "roys rolls" en iyisidir. çünkü o bedel ile en iyisini üretmek mümkündür. fakat işlevsel midir? çok mu farklıdır? çok mu gereklidir? işte temel sorular bunlar.

nedense arabalar üzerinden örnek vermek geliyor içimden hep, oysa arabalardan pek anlamam ve pek de hazzetmem.  fakat devam edelim.  :D

sektördeki ürünler arasında düşük kalite ve yüksek kalite şeklinde 2 sınıf olduğunu düşünürüm. orta sınıf yoktur. bu düşük kalite ve yüksek kalite, ürünün işinizi görebilip göremediği ile alakalıdır. bir otomobil, şehir içi kullanım kuralları çerçevesinde malzeme ve donanım olarak sizi yolda bırakmıyorsa, ayda bir tamirciye götürmek zorunda kalmıyorsanız, kontağa bastığınızda çalışıyor, gerekli kontrol ve bakımlarını yaptığınız müddetçe size naz ve kaprisle karşılık vermiyorsa, sınırlarını zorlamadığınız müddetçe tepkilerinizi ve şöförlüğünüzü hakkıyla karşılıyorsa o otomobil kaliteli bir otomobildir. fakat bir ferrari 0-200 km hıza on saniyenin altında bir zamanda ulaşıyormuş, bana ne?bu arabayı kullanacağım yer şehir değil mi? bu limit bana gerekli bir limit mi, değil. ama o ferrari bana şunu kazandıracak: bu adamın arabası var ya, 0-200 km hıza 10 saniyenin altıında bir zamanda ulaşıyor." tüm para o arabaya en fazla bu sebeple veriliyor. sosyal prestij. ferrari kötü araba değildir, kabul. ama gerekli midir? bir sıkıntıya bir probleme çözüm müdür? hayır. ihtiyaç olmayan bir bazı başarıları vardır. işte "this is the point" dedikleri kırılma noktası bu.

elimizdeki ürünün başarısı ihtiyacımız olan bir mesele midir? bir bıçağın kabzasındaki değerli taşlar, yakut ve zümrütler, orada ne işe yarıyor. esere biriciklik katıyor. esere katılan biriciklik fonksiyonel alanda (kesme performansı, dayanımı, vs) değil, estetik alanda tercih edilmek zorunda bir noktadan sonra. işte bu sahibi olan kişinin biricikliğine ve gücüne delil olacağı için en kolay satılacak üründür. en pahalı ürün en kolay ve çabuk satılan üründür, bundan emin olabilirsiniz.

şimdilik bu kadar :P
testinin içinde ne varsa, dışına da o sızar...

www.instagram.com/mim_emin/